DOLAR 8,2970
EURO 10,0759
ALTIN 489,80
BIST 1.445
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 26°C
Az Bulutlu
Ankara
26°C
Az Bulutlu
Per 29°C
Cum 28°C
Cts 29°C
Paz 28°C

Eğitim Sendikalarından ortak tepki

22.11.2020
A+
A-

MEB, salgınla mücadele kapsamında 20 Kasım Cuma günü ile 4 Ocak 2021 Pazartesi günleri arasında yüz yüze eğitimi tüm eğitim öğretim faaliyetlerine son verileceğine ve uzaktan eğitime geçileceğine yönelik karar almıştı.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk katıldığı bir tv programında yaptığı açıklamada “çalışan annelere” kolaylık olması amacıyla kreş ve okul öncesi kurumlarının açılacağını ifade etmiş ve MEB yayımladığı bir genelge ile resmî ve özel tüm anaokulu, ana sınıfı ve uygulama sınıflarını bu uzaktan eğitim kapsamı dışında bırakmıştı.

Alınan karara eğitim sendikalarından tepki gecikmedi.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan’ın açıklaması;

“OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİ BAKICI DEĞİLDİR!”

Okul öncesi eğitimi, eğitim sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır, özel kreş ve gündüz bakımevleriyle bir tutmak doğru değildir.

Çalışan annelere kolaylık olsun gerekçesiyle ana okulları ve okul öncesi sınıflarımızı eğitime açmak demek, öğretmenlerimize “BAKICI” muamelesi yapan bir takım arazlı yaklaşımları olumlamak demektir.

Ayrıca bir diğer husus da;

Yarım gün eğitim yapan okul öncesi sınıflarının açılmasının tam gün çalışan annelere kolaylık sağlama amacına hizmet etmeyeceğini de görmek gerekir.

Eğitim-İş MYK’sının konuyla ilgili yaptığı açıklama;

Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda, Cumhurbaşkanlığı tarafından açıklanan tedbirlerle ilgili İçişleri Bakanlığı’nın genelgesi ortada iken ve 20 yaş altı vatandaşlara yönelik sokağa çıkma kısıtlaması söz konusu iken, okul öncesi eğitim kurumlarını açmaya yönelik Milli Eğitim Bakanlığı’nın aldığı kararın bilimsel açıdan izahı yoktur.

Henüz çok küçük yaş grubunda olan, gelişimsel olarak kendini koruyamayacak çocukları tehlikeye atmakla eşdeğer ve tamamen ekonomik kaygılarla alındığı açık olan, üstelik Dünya Çocuk Hakları Günü’nde alınmış olan bu karardan geri dönülmelidir. Devlet, “çocukların her türlü ihmal ve istismardan korunarak sağlıklı gelişimini temin etmek”le sorumludur. Ülkeyi yönetenler, çocukların korunmasına ilişkin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemektedir.

Hükümet küçük çocuğu olan anne ve babaları özel/kamu fark etmeksizin esnek çalışma kapsamına alarak salgının yayılmasına ve anne babası çalışan çocukların evlerinde kalmasına yönelik tedbirler almalıdır. Ekonomik kaygılar, özel sektör baskıları sağlıktan daha önemli değildir.

Eğitim Bir-Sen’in yaptığı açıklama;

“Okul öncesinde yüz yüze eğitim kararı gözden geçirilmelidir”

Bakanlığın yıl sonuna kadar resmî ve özel eğitim kurumlarında yüz yüze eğitime ara vermesini, “Her işin başı sağlık” diyerek makul görmüş; öğrenme kayıpları başta olmak üzere yüz yüze eğitim yapılmamasının neden olacağı aksaklıklara rağmen salgının etkisinin azalarak eğitim-öğretimde normale dönüşe vesile olacağı beklentisiyle bu kararı yerinde bulmuştuk. Fakat bugün yayımlanan yeni genelgeyle okul öncesi eğitim kurumlarının yüz yüze eğitime başlatılması, ya eğitim kurumlarının ve yüz yüze eğitimin salgına olumsuz bir etkisinin olmadığını ya da okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerimizin “çocuk bakıcısı” yerine konulması algısını ortaya çıkarmıştır.

Eğitim-öğretimde esas olan, yüz yüze eğitimdir ve eğitimin tüm kademelerinde yüz yüze eğitime geçilmesinin nihai hedef olması gerçeğine rağmen alınan bu karar, eğitim kurumlarında yüz yüze eğitime ara verilmesi gerekçesiyle uyuşmamaktadır.

Millî Eğitim Bakanlığı’nı, okul öncesi eğitim kurumlarında haftada 5 gün yüz yüze eğitim yapılması kararını gözden geçirmeye ve/veya salgınla mücadele sürecine olumsuz etkisi olmayacaksa 1, 8 ve 12. sınıflar ile Destekleme ve Yetiştirme kurslarından başlayarak en kısa sürede yüz yüze eğitime geçilmesi kararı almaya çağırıyoruz.

Eğitim-Sen Basın açıklaması: 

Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Bulunan Öğrencilerin ve Öğretmenlerin Sağlığı Tehlikede

MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü 20 Kasım 2020 tarihinde, resmi ve özel tüm okul öncesi eğitim kurumlarının (ana sınıfı, anaokulu, uygulama sınıfları) 23 Kasım 2020 tarihinden itibaren haftada 5 gün yüz yüze eğitim yapacağını, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından imzalanan bir yazı ile bildirdi. Alınan kararın gerekçesinin ise çocukların eğitimi değil çalışan anne babaların çocuklarının bakımı olduğu ortadadır.

Öncelikle okul öncesi eğitim kurumlarının eğitim kurumu olduğu, okul öncesi öğretmenlerinin de bakıcı olmadığının altının çizilmesi gerekmektedir. Bu karar ile okul öncesi eğitim kurumlarının eğitim kurumu olma özelliği ortadan kaldırılmakta ve sadece çalışan anne babaların çocuklarının bakımı görevi verilmektedir. Bu durum kurumlarımızı aşındırmaktadır.

Salgının oldukça ciddi bir boyuta ulaştığı günlerde okul öncesi eğitim kurumlarının açılması ile bu kurumlarda çalışan öğretmenler ve eğitim alan öğrencilerin sağlığı risk altına girecektir. Toplumsal yaşamın tamamen kapatılması gerektiğinin her gün bilim insanları tarafından ifade edildiği bir dönemde, bu kararı kabul etmemiz mümkün değildir. MEB, tüm öğretmenler ve öğrencilerin sağlığından sorumlu olduğunu unutmamalıdır.

Bu kararın gerekçesi anne babaların çalışmasını sağlamaktır. Oysa salgın koşullarında yapılması gereken çalışan anne babalardan birine veya tek anne babalara ücretli izin verilmesidir. Sosyal devletin görevi tüm kesimleri desteklemektir. MEB, sermayenin gereksinimlerini değil, öğretmen ve öğrencilerin sağlığı ile haklarını gözetmelidir. Eğitim Sen, bu kararın geri alınması için MEB’e başvuru yapacak, gerekli görüşmeleri gerçekleştirecek ve eğer sorun hala çözülmüyor ise ulusal ve uluslararası mevzuattan kaynaklı tüm haklarını kullanmakta tereddüt etmeyecektir.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.