DOLAR 8,2970
EURO 10,0759
ALTIN 489,80
BIST 1.445
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 26°C
Az Bulutlu
Ankara
26°C
Az Bulutlu
Per 29°C
Cum 28°C
Cts 29°C
Paz 28°C

MEB’İN NOT ISRARINA KARŞI DOĞRU TAVIR NE OLMALI

21.01.2021
A+
A-

Vatan Emek Cumhuriyet ailesi olarak “MEB’İN NOT ISRARINA KARŞI DOĞRU TAVIR NE OLMALI?” sorusuna yanıt aramaya devam ediyoruz.

ÖĞRETMENE GÜVEN, GELECEĞE GÜVEN DEMEKTİR.

Dr. Duygu Yeniay Üsküplü

Her karne haftası olduğu gibi bu hafta da her mecrada öğrenci notları konuşuluyor. Salgının yarattığı olağanüstü koşullar, ölçme – değerlendirmede de olağanüstü yenilik arayışını ortaya çıkarıyor. Bu arayışın en görünür nedeni, sosyo – ekonomik eşitsizlikler. Eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak salgın öncesinde olduğu gibi bugün de nihai hedefimiz elbette, ancak sistemin bu çok derin sorununu kriz koşullarında kökten çözmek mümkün değil.            Ölçme – değerlendirmede, en genel hatlarıyla ifade edilecek olursa, sınav notları müfredat kazanımlarına ve bilişsel becerilere, ders içi performans notları sosyal – duygusal becerilere / tutum ve davranışlara, proje notları da uygulamaya yöneliktir. Çeşitli kademe ve branşlarda, ölçeklerde belirtilerek iç içe geçmeler söz konusudur.

Elimizde somut bir veri olduğu için sınav notları pek de tartışmaya açık değildir.  Arka planda yaşananları bildiğimiz ama müdahale etmekte zorlandığımız için de içimize sinmez, adil gelmez, öğretmenler odasında tek tek çocuklar için “ne yapabiliriz?” diye konuşuruz. Ders içi performans notları ise öğrenci, veli, diğer öğretmenler ve okul yönetimi tarafından “neye göre?” sorusu ile muhataptır.

Salgından önce öğretmenler ders içi performans notlarını neye göre veriyordu? Uygulamada çeşitli sorunlar olmakla beraber, öğretmenler sene başı toplantılarında kademe ve branşın gereklilikleri çerçevesinde bilimsel bir ölçek oluşturuyordu. Bu ölçek sınıfların ve öğrencilerin durumuna göre ders yılı içerisinde farklılaştırılır, koşullara göre uyarlanırdı. Değerlendirmenin nasıl yapılacağı öğrencilerle paylaşılır, motivasyonu arttıracak şekilde sık sık hatırlatılırdı. Öğrencilerin kendine özgü koşulları takip edilir, diğer öğretmenlerle görüşülür ve veli ile iletişim sağlanırdı. Değerlendirmenin bu son değişkeni, en sorunlu olanıdır. Çünkü eşitsizlikleri aşmak ve olumsuz koşullara müdahale etmek zordur.

Salgın sürecinde ölçme değerlendirme konusunda esas itibariyle bir değişiklik söz konusu değil. Öğrencilerimizin eğitim kayıplarının bulunduğu ortak bir görüş, sınav notlarının değerlendirmeye dahil edilmesinden vaz geçilmesi de doğru bir karar. Ders içi performans notlarında ise salgın öncesinde olduğu gibi bugün de öğretmenlerimizin mesleki birikimlerine güvenmek gerekir. Bu mesleki birikime, eğitim bilimleri uzmanlığı kadar ahlak, vicdan ve gönül de dahildir.

Türk öğretmeni, salgının ilk gününden bugüne büyük bir özveri ile süreci yürüttü. Asli görevi olmayan konularda bile canla başla çalıştı. Hata yapma ve eksik bırakma kaygısı nedeniyle çok daha titiz davrandı. Bu zorlu sürecin en önemli kazanımı veli, öğrenci, öğretmen işbirliğinin salgın öncesiyle kıyaslanamayacak ölçüde artmasıdır. Sorunlar, üstesinden gelinemese bile tüm paydaşların gündemi haline gelmiş, çözümler hayal olmaktan çıkmış uzun vadeli iş planına dönüşmüştür.

Kendine özgü yanları ile bu eğitimsel sürecin değerlendirilmesi önemlidir. Geribildirim öğrenci için bir ihtiyaçtır. Nitekim öğretmenlerimiz, mesai kavramını unutmuş, 7-24 öğrenci ve velilerin eğitsel, sosyal, değerlendirmeye ilişkin beklentilerini karşılamaya çalışmıştır. Öğretmenlerimizin hem sözlü bir şekilde hem de not aracılığıyla sağladıkları bu geribildirimlerde, önceki yıllardan daha fazla, bireysel farklılıkları ve çevresel koşulları dikkate aldıklarını söylemek yanlış olmaz. Bunun sonucu olarak öğrenci ve velilerde öz farkındalığın arttığı iddia edilebilir.

“Verdiğiniz notu hak etmediğimin bilincindeyim. 2. Dönem hak etmek için elimden geleni yapacağım. Teşekkür ederim.” Öne çıkarılmasa da öğrenci ve velilerden bu çerçevede mesajlar, yorumlar da geliyor öğretmenlere, okul idarelerine. Tüm bileşenleri ile MEB ailesinin, öğrencilerin sosyal – duygusal gelişimini önceleyen çalışmaları ve başarılı örnekler yerine velinin yüksek notların bile hesabını sormasını haber yapmak ise bir tercih. Bu tercihin ideolojik ve siyasi nedenleri var, burada tartışmayacağız.

Sosyal medya başta olmak üzere çeşitli mecralarda canlı derse katılan öğrenciler, canlı derse keyfi olarak katılmayan öğrenciler, canlı derse dezavantajlarından dolayı katılmayan öğrenciler adına eğitim sistemini, yönetimleri, öğretmenleri, velileri yargılayan ve hatta adalet dağıtan bir kesimin ortaya çıktığına da tanık oluyoruz. Bu çevrelere izin vermeyecek bir kamuoyu oluşturmak gerekiyor. Kişisel çıkar, kısa vadeli siyasi hesaplar ile engellenemeyecek bir dönüşüm yaşanıyor Türkiye’de ve özellikle eğitim alanında. Bu süreçte öğretmenlerin rolü belirleyici olacak.

Kanımca, salgının yarattığı olağanüstü koşullarda eğitim sistemindeki eksikliklere odaklanmak yerine öğretmenlerimizin görevini en iyi şekilde yaptığını fark etmeli, fark ettirmeliyiz. Türk öğretmeninin vicdanı, gönüllüğü, çalışkanlığı sorunları da salgının yarattığı krizi de aşmada en güçlü yanımız. Bugün öğretmene güven, geleceğe güven demek. Zaman, öğretmene hakkettiği saygınlığı geri verme zamanı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.