DOLAR 8,7629
EURO 10,3054
ALTIN 493,74
BIST 1.401
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 19°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
19°C
Parçalı Bulutlu
Cts 23°C
Paz 24°C
Pts 25°C
Sal 24°C

AYASOFYA’DA FATİH’İN LANETİNE VE AYETE SIĞINMAK

Geçen hafta Üsküdar Yıldırım Beyazıt Camisi eski imamı Mustafa Demirkan, Ayasofya Camisi’nde düzenlenen hafızlık töreninde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önünde şunları demişti:

“Bu mabetler, mabet olarak devam etmesi için inşa edilmiş. Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze hâline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kafir kim olabilir? O zihniyetin bir daha başa gelmesini mukadder buyurma ya rab!”[1]

İmamın ezan ve namazı yasakladığı ve Ayasofya’yı müzeye çevirdiğinden dolayı suçladıkları, Atatürk ve Atatürk döneminde devleti yönetenler. 

İmama tepkiler gösterilse de halen tartışma sürmektedir. İmama sahip çıkanların öne sürdükleri iki iddia var:

  1. Ayasofya Vakfiyesi’nde Fatih Sultan Mehmet’in lanetinin olduğu.
  2. İmamın Bakara Suresi 114. ayetini dile getirdiği ve yorumladığı.

Birinci iddiayı dile getirenler, esasen Hollanda’da Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü, Nurcu Prof. Dr. Ahmet Akgündüz’e dayanıyorlar. Ahmet Akgündüz, Yaşar Baş ve Said Öztürk’ün “Üç Devirde Bir Mabed Ayasofya” kitabında Fatih Sultan Mehmet’in lanetinin olduğunu öne sürüyor; ancak Vakıflar Umum Müdürlüğü’nün 1938 tarihli “Fatih Mehmet II Vakfiyeleri” ile Türk Tarih Kurumu ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün birlikte yayımladıkları “Fatih Sultan Mehmed Vakfiyesi” adlı eserlerde “lanet” yok. “Lanet” iddiasıyla ilgili bu iki eser anılmıyor. Öyle ki bir devlet kurumu olan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bile, devlet kurumlarının yayınladığı bu iki eseri değil, “Üç Devirde Bir Mabed Ayasofya” kitabını dikkate alıyor.

Bu kitabın yazarlarından Ahmet Akgündüz, 10 Kasım 2020 öncesinde Mustafa Kemal Atatürk’e “Artık deccalin fitnesi bitmiştir elhamdülillah” denilen ifadelerin ve Said Nursi’nin sözlerinin yer aldığı paylaşımla saldırmıştı.

Dolayısıyla dikkate alınan kişinin tarihi gerçekleri ortaya çıkarmak gibi bir niyetinin olmadığı bu paylaşımla belli oluyor. Umarım bu adamın kimliği, lanetin varlığına inanan kimi iyiniyetli kişileri düşündürür.

İmamın Bakara Suresi 114. ayetini dile getirdiği ve yorumladığıyla ilgili ikinci iddiayı ele alalım. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sitesinde ilgili ayet şöyle:

“Allah’ın mescidlerinde O’nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olması için çalışandan daha zalim kim olabilir? Aslında bunların oralara ancak korka korka girmeleri gerekir. Böyleleri için dünyada rezillik var, âhirette de onlar için büyük azap vardır.”[2]

Ayasofya meselesinde Atatürk’e saldıranları savunanlar, bu ayete sığınıyor.

İmamın sözlerinin iktidarı zor durumda bırakacağını anlayan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ün milletin ortak ve yüksek değeri olduğunu belirtmişti. Çelik’i boşa çıkarırcasına AK Parti milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı “Vakfiye açık. Kapatılmış. Sonra vakfiyeye uygun olarak tekrar camiye çevrilmiş. Emekli bir hoca da kıyamete kadar kimse bozmasın diye ayetle dua etmiş” diyerek Mustafa Demirkan’a sahip çıktı. Diyanet-Sen Çorum Şube Başkanı İsmail Şanal da Demirkan’ın Bakara Suresi 114. ayeti aktardığını öne sürdü.

Kimi gazete ve yazarlar da imamın ayeti belirttiğini vurgulayarak toplumu etkilemeye, dolayısıyla Atatürk’e hakareti meşru kılmaya çalışıyor.

Mesele ayetin doğruluğu, yanlışlığı değil. Mesele saptırılıyor. Mesele imamın ayet dışındaki sözleri. Demirkan “ezan ve namaz yasaklandı ve müze haline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kafir kim olabilir” diyor. Bu cümleden kastın, Atatürk ve cumhuriyeti kuranlar olduğu belli.

Kimse ülkemizin kurucusunu, “ayetin yorumu” gerekçesiyle “zalim ve kafir” diye hedef alamaz. Bir din adamının, emekli de olsa hafızlık töreniyle ilgili bir görevde yani kamusal bir görevi yerine getirirken siyasete karışamaz. Onun haddine değildir böyle bir konuya girmek.

Dahası o ayet başka şekilde de yorumlanabilirdi. Ayet Ayasofya’da ibadetten bahsetmiyor. Genel olarak Allah’ın anılmasının engellenmesinden bahsediyor. Atatürk ve cumhuriyeti kuranlar, Allah’ın camilerini, mescidlerini, düşmandan kurtararak ibadete sunmuş. Dahası düşmanın harap ettiği camileri onarmışlar, cebinden bile para verip Kuran’ın meal ve tefsirini onbinlerce kütüphaneye dağıtmışlar. Tam da Demirkan’ın arzuladığı gibi “Allah” adı yayılmış. Demirkan ise teşekkür edeceğine saldırıyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurul Uzmanı Bünyamin Okumuş da bu yönde şu tepkisini dile getiriyor:

“Atatürk olmasa kulağınıza ezan mı okunurdu, yoksa bir kilisede vaftiz mi olurdunuz? Atatürk’ün hatıralarına ve heykellerine saldıran zavallılar, sizin yel değirmenlerine savaş açan Donkişot’tan ne farkınız var?”[3]

Sonuç olarak ayet üzerinden Atatürk’e yönelen saldırı, aslında milli birliğe saldırıdır. Ülkemizi kutuplaştırarak emperyalizm karşısında zayıflatır.

Demirkan ve onu savunanlar, Atatürk’ün belirttiğim çabalarını bilmedikleri için mi ayeti, Atatürk’ü “zalim ve kafir” gösterecek şekilde yorumluyorlar?

Hayır. Biliyorlar ama onlar çarpıtılmış tarih bilincine sahip. Atatürk’ün saltanatı ve hilafeti kaldırarak İslam’a aykırı davrandığı, Vahdettin’in vatanı kurtarması için yolladığı ama Atatürk’ün kişisel saltanat peşinde koştuğu, Samsun’a bile İngiliz izniyle gittiği için aslında İngilizlerin adamı olduğu gibi bir dizi uyduruk tarih anlatısıyla besleniyorlar. Bu sebeple onbinlerce camiyi düşman işgalinden kurtarmasına rağmen, bir camiyi müzeye dönüştürmesine saldırgan yaklaşılıyorlar. Oysa aslolan mekan değil, ibadet ihtiyacının karşılanmasıdır ve Atatürk döneminde ibadet mekanı sıkıntısı yaşanmamıştır.

Bundan dolayı toplumu birleştirmek yönünde görev edinmiş olanlar, öğretmenler halkımıza ve öğrencilere doğru tarih bilincini vermek için daha çok çabalamalı ve daha cesur olmalıdır.

Not: Ayasofya üzerinden Atatürk’e yönetilen saldırılara karşı mücadele etmek, topluma gerçekleri anlatmak için “ATATÜRK VE AYASOFYA (İddialar-Yanıtlar)” kitabımı değerlendirebilirsiniz.

MUSTAFA SOLAK

[1] “Ayasofya imamı isim vermeden Atatürk’e lanet okudu”, Veryansın tv, erişim tarihi 05.06.2021, https://www.veryansintv.com/ayasofya-imami-isim-vermeden-ataturke-lanet-okudu 

[2] Diyanet İşleri Başkanlığı, erişim tarihi 05.06.2021, https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Bakara-suresi/121/114-ayet-tefsiri

[3] Ali Ekber Ertürk, “Atatürk’ü anlamaktan aciz hainleri kınıyorum”, SÖZCÜ, erişim tarihi 05.06.2021, https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/ataturku-anlamaktan-aciz-hainleri-kiniyorum-6469477/

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.