DOLAR 8,5547
EURO 10,1174
ALTIN 494,97
BIST 1.349
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 32°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
32°C
Parçalı Bulutlu
Çar 33°C
Per 33°C
Cum 33°C
Cts 34°C

DİJİTALLEŞİRKEN APTALLAŞMAMAK

Toplumsal bilinç kitlelerin yaşam pratiği ile dışarıdan sunulan bilgilerin harmanlanmasıyla oluşur.  Salt yaşam pratiği ile elde edilen bilginin içselleştirilmesi günümüz koşullarında pek olası değil. Hele hele pandemi nedeniyle sosyal yaşamdan ister istemez yalıtılan günümüz insanı için bilgi edinme kaynağı son birkaç aydır genel ağ (internet) ve özellikle de sosyal medya olmaya başladı. Tabii burada da ağırlıklı grup 14-30 yaş arası diyebileceğimiz genç grup.

Genel ağ ortamında bilgi hangi kaynaklardan ediniliyor diye baktığımızda twitter ve youtube gibi platformlar öne çıkıyor. 160 karaktere sıkıştırılmış twitlerdeki doğruluğu  tartışmalı bilgi kırıntıları  ve sansasyonel youtube videolarıyla bir kuşağın zihinsel birikimi oluşuyor.  Sadece o kuşak mı? Bir önceki kuşağın da önemli bir kesimi maalesef ondan farklı değil.

Emeksizce ve fazla düşünsel çaba harcamadan bu kanallardan, buralarda  takip ettiği hesaplardan önüne akan manipülatif bilgilerle temelsiz bir düşünce oluşturup sonra da o temele kat çıkmaya çalışıyor maalesef önemli sayıda bir sosyal medya kullanıcısı .  O binanın ilk fırtınada çökeceğini göremiyor.  Şair Gülten Akın’ın İlkyaz şiirinin ilk dizelerinde dediği gibi  “Ah kimselerin vakti yok/ Durup ince şeyleri anlamaya…” Hızlı, çabuk ve emeksiz gibi sihirli sözcüklerin arasında “bilgiye dayalı” koştur koştur düşünce sahibi olunmaya çalışılıyor.

Bu bilgilerin sunum biçimi de ayrıca ele alınmalı. Yazılı materyaller okunmuyor. Çoklu zekânın bir parçası olan sözel zekâ sosyal medya çağında giderek zayıflarken görsel algılar öne çıkarılıyor. Dünyanın en doğru bilgisini de verseniz o bilginin bir fotoğrafı, videosu yoksa  bilgi alınmıyor. Alınsa da kalıcı olmuyor.

Onları buna alıştıranlar suyuna tirit videolarla, fotoğraflarla bilgileri çarpıtabiliyor, istediği bilgiyi kamufle edebiliyor  ve hedef kitleyi istediği yöne kanalize edebiliyor. Bir fotoğraf ve altına yazılan bir iki satırla, 15 20 dakikalık videolarla  kitlelerin düşünsel yapısı biçimlendiriliyor. İnsanlık tarihi boyunca yazılmış milyonlarca sayfalık düşünsel kitaplar, politik kitaplar müzelere kaldırılmak üzere.

Burada ailelere, öğretmenlere, herkese iş düşüyor. Tüm toplumun  günde birkaç saat sosyal medya orucuna ve o saatler içerisinde  basılı materyaller okumaya, okuduğunu birbiriyle tartışmaya, onun üzerine düşünmeye ve yorumlamaya  ihtiyacı var.  Aksi takdirde ileriki yıllarda  sosyal medya cehaleti diye yeni bir kavramı tartışmak zorunda kalacağız.

MEHMET ALPERDEM
Eğitimci Yazar

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.