DOLAR 8,6790
EURO 10,1809
ALTIN 491,77
BIST 1.392
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 27°C
Çok Bulutlu
Ankara
27°C
Çok Bulutlu
Sal 27°C
Çar 22°C
Per 17°C
Cum 18°C

UYDURMA SUÇ, SİYASİ İHRAÇ

28.06.2021
A+
A-

Konu şu: Bize yani Birleşik Kamuiş içinde 5 ya da altı gruptan biri olan Hepimizin Sendikası grubunu oluşturan üyelere karşı yapılan haksızlığı, hukuksuzluğu, adaletsizliği, faşistçe yapılan saldırıları dilimizin döndüğünce anlatmaya çalışıyoruz. Hedefimiz hiçbir zaman ortak emeğimizin ürünü sendikamız olmadı. Sendikamızın kurumsal kimliği ile kişilerin yapmış olduğu yanlışların farkında olarak eleştirilerimizi yapıyoruz ve mücadelemizi yürütüyoruz.  Ama kendilerini sendikanın ağası yerine koyan kişiler kendi kişisel ve grupsal ikballeri için bizleri hep düzmece kâğıt parçaları ile suçlamaya çalıştılar. İktidar olmanın verdiği gücü hoyratça kullandılar ve kullanmaya devam ediyorlar. Her adımları iktidar gücünü de kullanarak kendi antidemokratik uygulamalarına zemin hazırlamakla geçiyor.

En son geldikleri nokta, uydurma suçlamalarla, savunma dahi almadan ihraç kararları vermek oldu. Karar çıkıp imza atıldıktan sonra “ tüh biz sizin savunmanızı almadık, bi zahmet savunmanızı da verirseniz daha iyi ihraç etmiş oluruz” diyorlar. Adeta Eğitimiş ve sınıf mücadelesi hukuku ile dalga geçiyorlar.

Tüm girişimlerimiz ve çabalarımızla bu iktidar sarhoşlarına sağduyu çağrısı yapmamıza rağmen sesimize karşılık bulamadık. Uyarılarımızı dikkate almadılar. Dinlemediler.

Hırs, kin, nefret ve iktidar ikballeri uğruna sağduyudan yoksun bu kişiler her hareketleri ile sendikamızı hukuksuzlukla ve anti demokratik uygulamalar ile anılır hale getirdiler. Çığlığımızı duymayanlara Sendikamıza hukuksuzluğu, adaletsizliği ve anti demokratik uygulamaları yaşatanlara karşı mücadele bayrağını daha daha yukarılara çıkaracağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

2019 Eylülünden bu yana konfederasyon ve sendikamız tabanına yani vicdanına sesleniyoruz. Bu sesimizi duyurmak için her türlü demokratik olanak ve iletişim kanallarını kullanmaya çalışıyoruz. Türk Milleti adına karar veren mahkeme haklılığımızı tescilledi.

Özlük-Hukuk sekreteri Maksut Balmuk ve merkez disiplin kurulunun şehirlerarası terminallerde oynadığı “ihraçlama oyununun” Eğitim-İş’e ilk maliyeti avukat ücreti olarak (olağanüstü genel kurul masrafları ve olağanüstü başkanlar kurulu hariç) 30.000 TL oldu.

Disiplin kurulunu oyun oynama alanına çeviren bu çeteye dur denilmezse yaptıkları kanunsuzlukların maliyeti daha fazla olacak.Eğitim-İş’in parası hiç kimsenin oyununun kaynağı olamaz! Sebep oldukları, olacakları maddi zararı aralarında bölüşerek karşılamaları gerekiyor.(A. Yarar)

Biz ne yaparsak yapalım sendikamızı ele geçirmeye çalışan ve değerleri tüzüğümüzle çelişen bir kesim,  iktidarlarına giden yolda bize engel görerek saldırıyor. Gözlerini düşmanlık bürümüş. Sendika kurumunun emekçinin savunma kalesi olduğunu bile akıllarına getirmiyorlar. Bunlar sendikamızın kurumsal kimliğini de fütursuzca kullanarak siyasi düşünce olarak kendinden olmadığını düşündükleri kişileri disiplin sopası ile uslandırmaya çalışıp, saldırıyorlar.

Hele bir de bunların yanında zihnini, vicdanını, düşüncesini çıkarı için pazara sunanlar var. Mahkeme tarafından da tescillenen kararları görmeyip; sınıf mücadelesi tarihine kara leke olarak yazılacak olan hukuk skandallarının üstünden atlayıp şuurunu kaybetmişçesine kendine yer edinme telaşı ile gerçeğe takla attırıyorlar. Eminim ki içlerinde vicdanı olan ve hukukun birazcık da olsa kırıntısını barındırdığını düşündüğümüz kişiler de onlarla zarların hileli olduğunu bile bile oyun oynuyorlar. Onları da tarihe not ediyoruz.

Yaşadığımız bu süreç ve içinde olduğumuz bu durum sendikamız kurumsal kimliğinde derin yaralar açmakta ve ortadan kaldırılamayacak izler bırakmaktadır.

Hakkın, hukukun ve adaletin yanı sıra özgür düşünmenin merkezinde olması gereken sınıf örgütü sendikamız bir avuç koltuk sevdalısı, aklını ve vicdanını satılığa çıkarmış, bu ülkenin değerleri ile sorunu olan kişi ve grupların elinde oyuncak yapılmak istenmektedir.

Şimdiden şunu söylemek gerekiyor ne yaparlarsa yapsınlar başaramayacaklar.

Bu sendikanın vicdanına ve kurumsal kimliğine saygı duyan her bir üyeye görev düşmektedir.

Bu süreçte söz konusu olan sınıf mücadelesini var eden sınıf kimliği, adalet, demokrasi, düşünce özgürlüğü ve eşitlik yapılan uygulamalarla ayaklar altına alınmaktadır.

Üyelerin hukukunu koruması gereken hukuk sekreteri uydurma suçlamalarla ve çalakalem yazdığı dilekçe ile mahkeme kararı ortadayken üyelerin ihracını dahi isteyebilmektedir. Nedir bu cahil cesaretinin sırrı? Nerden alıyor bu cüreti hukuksuzluğa imza atan hukuk sekreteri? Bunu sağduyulu her üyenin yanıtlaması gerekmektedir.

Ahlaksızlık, yüz kızartıcı bir iş, yolsuzluk, usulsüzlük, akçeli işler ve sendikamızın tüzüğüne ihanet edilmediği sürece ihraçlar utanç vesikasıdır ve tarihe kara bir leke olarak kaydedilecektir. Ya bu hukuksuzluğa neden olanlar, destekçiler…Onlarda hukuksuzluğa imza atanlarla aynı kaderi paylaşacaklar kimsenin şüphesi olmasın.

Sınıf mücadelesinde yapılan iş ve işlemlerin değeri sınıf mücadelesine katkısı ile ölçülür.

Ortak emeğimiz olan sendikamıza kara leke çalmaya çalışan ve hukukunu, adalet duygusunu düşünce ve ifade özgürlüğünü ayaklar altına almaya çalışanlara ve sendikamızı babasının çiftliği gibi kullanıp ortaya çıkan hukuksuzluğun maliyetini de sendikaya ödettirenlere karşı sesimizi yükseltmeye çağırıyorum. Sendikamıza, hukuksuzluğu, adaletsizliği, düşünce ve ifade özgürlüğüne yapılan darbeleri, kariyerizm hastalığını, dar grupçuluk paranoyasını yaşatanlardan hesap sormanın zamanı gelmiştir. Vakit geç olmadan sendikal mücadele tarihine kare lekeyi çalanlardan hesap sorulmalıdır.

Hak, hukuk, adalet diyenleri laf da değil özde bu kavramlara sahip çıkmaya davet ediyorum.

 

BÜLENT TURAN
Eğitimci Yazar

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.