DOLAR 8,1116
EURO 9,7031
ALTIN 454,91
BIST 1.378
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 18°C
Sağanak Yağışlı
Ankara
18°C
Sağanak Yağışlı
Per 19°C
Cum 17°C
Cts 20°C
Paz 25°C

ANDIMIZ’IN ÖNEMİ

Andımız’ın okutulması, PKK ile yürütülen “açılım süreci”nde “ırkçı” olduğu gerekçesiyle 8 Ekim 2013’te AKP tarafından kaldırılmış, buna karşın Türk Eğitim-Sen, düzenlemenin iptali istemiyle Danıştay’a dava açmıştı. Danıştay 8. Dairesi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Öğrenci Andı’nı kaldıran İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yaptığı değişikliği iptal etmişti; ama Andımız okullarda yeniden okunmaya başlanmamıştı. Bu arada MEB Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyize gitmişti. İki yıl sonra Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Danıştay 8. Dairesi’nin kararını bozdu. Bu kararın ardından artık okullarda Öğrenci Andı’nın okunmayacağı kesinlik kazandı.

 

“Biz Osmanlıyız, Türk değiliz” 

 

Osmanlı Devleti’nde Türk  “akılsız Türk (etrakı biidrak)” diye aşağılanıyordu. Dahası Sırplar Bulgarlar, Yunanlar, hatta Müslüman milletler Osmanlı Devleti’nden ayrılmaya başladığında ancak Türklük bilinci gelişiyordu. 1911 yılında Meclis-i Mebusan’da kanunların yalnız Türkçe delil, bölge diliyle de ilanını isteyen önergeye itiraz edilmiş, bunun masraftan kaçınmak için mi yapıldığı sorulunca Kütahya milletvekili Cemal Bey “Masraf için delil, birleşelim diyoruz.” diye yanıtlamıştı. Erzurum milletvekili Vartkes Efendi “Birleşelim ne demektir, Türk mü olalım? Biz Osmanlıyız, Türk değiliz.” şeklinde konuşmuştur.[1]

Ziya Gökalp bu durumu şöyle belirtir:

“Anadolu inkılabına kadar devletimizin, hatta milletimizin adları Osmanlı kelimesi idi. Türk kelimesi ağıza alınmazdı. Hiç kimse ‘ben Türküm’ demeğe cesaret edemezdi. Son zamanda Türkçüler böyle bir iddiaya kalkıştıkları için, sarayın ve eski kafalıların nefretini üzerlerine çektiler.”

İşte Andımız, Türk milleti bilincini pekiştirmek, milli devleti yaşatmak, milli emeğe sahip çıkmak amacıyla yazıldı.

 

Andımız’ı okumak ırkçılık mı? 

 

Bazı Atatürkçülerimiz, kendini Atatürkçü görmeyen solcularımız da iktidar gibi Andımız’ı ırkçı, dayatmacı bulup kaldırılmasını savunuyor. Kimileri ise Andımzı’n içeriğindeki Türk kelimesinin etnik bir vurgu olduğu, diğer etnik unsurları dışladığı iddiasıyla içeriğinin değiştirilmesini savunuyor.

Andımız’daki “Türk” kavramının“ırkçı” görülmesi, emperyalizme karşı milli birliğimizi korumaya çalıştığımız bu döneme uygun düşmemektedir. Türk kavramı “Türk milleti” yerine kullanılmaktadır.

Atatürk, Türk milletini; “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” diye tanımlamıştır. Bu tanım biyolojik değil siyasal bir tanımdır. Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında yaşayan herkes Türk milletini oluşturmaktadır. Bu yönüyle hangi etnik, dinsel bağı olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu esnadaki herkes Türk milletini oluşturur. Bu yönüyle millet herkesi kapsar.  Anayasamızın 66. maddesindeki “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” ifadesinde de görüleceği üzere Türk kelimesi, ırkçılığa değil, millete, vatandaşlığa vurgu yapmaktadır.

 

Andımız neden yazıldı? 

 

Andımız Avrupa’nın “Biz beyaz ırkız, Brakisefal’ız, Türkler Dolikosefal, geri ırktır” şeklindeki ırkçı tezine karşı “biz sizlerle eşit, medeni milletiz” tezinin savunan Türk Tarih Tezi’nin yansıması olarak gündeme getirildi. Amaç; Türk milletinin aşağılanmasının önüne geçmek ve Batılılarla eşit olduğumuzu göstermekti. Türk Tarih Heyeti Genel Sekreteri Reşit Galip Bey, Türk Tarih Tezi’nin ırkçılığa karşı olduğunu; ama Batının tezinin “ırkçı” olduğunu Birinci Türk Tarih Kongresi’nde şu sözleriyle belirtmişti:

“Biz insanlığın deri veya saç rengine göre parlayıp karardığına, ruhların iskelet boyundaki santimetre yekün [toplam] ile yükselip alçaldığına inanan ve âlemi inandırmak isteyenlere istihfaf [küçümsemeyle] ve istihkarla [aşağılamayla] bakarız ve onları insanlık mefhumunu anlamakta çok ve hâlâ gecikmiş olmakla hakiki ruhlarını temsil eden ihracat gümrüğü vinçlerinin ve manifatura balyalarının üstünde hâlâ kurunuvusta [ortaçağ] taassubu taşımakla itham ederiz [suçlarız].”[2]

Bu Kongrede Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Akçura da ırkçılığın emperyalizmden kaynaklandığını, Avrupa’nın kendini üstün, diğer milletleri hizmetçi gördüğünü dile getirmiş ve ırkçılığa şu sözleriyle karşı çıkmıştır:

“Irk nazariyelerini müstemlekeci [sömürgeci] milletler, emperyalist devletler icat ettiler…Aryalılık haricinde bıraktıklarına insanlık haklarını tanımıyorlardı. Zira onlar insanla hayvan arasında bir mahluk addolunuyorlardı…

Biz, hakka ve hakikate mugayir [aykırı] yaratılmış olan bu noktai nazarı [bakışı] asla kabul etmiyoruz. Bir haftadan beri huzurunuzda söz söyleyen arkadaşlarımız ispat ettiler ki, Avrupalıların tahakküm [baskı] gayesini istifdab ederek [amaçlayarak] ortaya attıkları ırk nazariyesinin ilmi bir kıymeti yoktur.

Biz, Avrupa müstemlekeleri haline getirilen memleketlerin ahalisine müstemlekeci milletler nazarından bakacak değiliz; biz bütün dünyada yaşayan insanları, Avrupalılar gibi, onlar derecesinde hukuku haiz adam evlatları telakki ediyoruz [sayıyoruz]. Avrupalıları doyurtmak ve semirtmek için halk olunmuş [yaratılmış] bir nevi hayvan sürüleri gibi değil.”[3]

 

Andımız’ın önemi 

 

“1930’lar döneminde yaşamıyoruz, Andımız okunmamalı” diyen Kemalist ve sosyalistlere bugünkü çağın o dönemden farklı olmadığını belirtelim. Hala emperyalizm çağındayız. Emperyalizmin temel özelliği azami sömürü yönünde gerektiğinde ülkeyi işgal etmesi, milleti dinsel, mezhepsel, etnik temelde ayrıştırması, devleti parçalamasıdır. Bu gerçek değişmiş midir?

Hayır. Yugoslavya, Afganistan, Irak, Libya, Tunus, Mısır, Suriye’de emperyalist müdahaleyi gördük.

Bugün “millet” kavramıyla emperyalizme direnebiliriz. Ümmetçilikle, kimlikçilik ile toplum bir arada tutulamaz; ancak ayrıştırılır. Çünkü çıkarını milletin genel çıkarında görmeyen insanlar geri kalanına karşı konumlanarak kendisini destekleyen emperyalizmin oyununa gelir. Eğer beraber yaşamaktan mutlu toplum yani millet olamazsak tehlikelere karşı nasıl birleşeceğiz?

Yeni nesillerin millet bilincini pekiştirmek için her devletin Andımız benzeri marşları vardır. Dolayısıyla Andımız “ırkçı”, ” dışlayıcı” değil; tersine etnik, mezhepsel ayrılıkları giderir,  halkı “millet” temelinde birleştirir.

Andımız’da vatan sevgisi, Türk Milleti için feda olmak bilinci vardır. İşte Andımız birleştirici özelliğinden dolayı emperyalizme direnmenin kilometre taşlarındandır.

 

“Kabahatin çoğu sende canım kardeşim” 

 

Eğer sahiplenirsek Andımız kararını geri aldırırız. Peki bunun mücadelesini göre verecek kaç kurum, kişi var?

Giderek azaldı. Eğitim Bir Sen, Eğitim Sen Danıştay’ın kararını olumlu buldu. Atatürkçü olduğunu söyleyip Andımız’a sahip çıkan öğretmenler, daha genelde bu sendikaların bağlı olduğu konfederasyonda yer alan memurlar, bu kurumlarla işbirliği halindeki kurumlar, kişiler şapkayı önüne koyup özeleştiri vermeyecek mi?

Vermeyecekse kötülüğe ortaktırlar. Kimse hatayı başkasına atarak kendini rahatlamasın. Ülkemizin bu halinde suç ortağıdırlar.  Partiler, dernekler, barolar, meslek kuruluşlarını neredeler?

Doğruları doğru kurumlarda yer alarak, doğru kurumlarla işbirliği yaparak savunsaydık ve “dostlar alışverişte görsün”ün ötesine geçip ciddi mücadele verseydik Danıştay bu kararı alamazdı. Esas mesele bu. İlle de Nazım Hikmet gibi mi seslenelim!

“Kabahat senin demeye dilim varmıyor ama

Kabahatin çoğu sende canım kardeşim”

Bu ideolojik iklimi tersine çevirecek aydınlara ihtiyacım var. Aydından kastım, çok okuyan, yazan değil, bunun bilincine varıp mücadele edendir.

 

 

[1]Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler, c.3, Hürriyet Vakfı Yayınları, İstanbul, 1989, 174-175.

[2] Birinci Türk Tarih Kongresi, Konferanslar, Zabıt Tutanakları, Maarif Vekaleti Devlet Matbaası, Ankara, 1932, s.158.

[3] Age, s.606-607.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.