ÖLÜM GÜNLERİ
Son günlerde bir mafya liderinin iddiaları üzerinden, siyasi gündemin şekillendiği görülmekte. Uğur Mumcu suikastı üzerinden de bir takım iddialar dillendirilmekte adeta tozun dumana karıştığı bir atmosfer yaratılmakta. Bize göre, emperyalizm çağında, emperyalizmin planlarına aykırı duruş sergileyen her vatanseverin katili emperyalizmdir ve son tahlilde büyük devrimci önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN tespitiyle mahvu nabut olacaktır.
Ozan Zâri’ce tespitlerimizi ilginize sunmak gereği doğdu. Saygılarımla!
ÖLÜM GÜNLERİ(UĞUR MUMCU ANISINA-MUT 1996)
Fısıltıyla geldi ölüm günleri
Bin tonluk bir kütleydi yüreğimize asılı
Bu anda ölen için
Ne mutluluğu bir çocuğun
Ne ölenlere acı duymak
Ne de öldürenlere kahır
Umurunda mıdır paramparça bedenin
Anlam taşımaz zemheri
Toprağa basanlar için
Nefret bir üzüm tanesidir
Yıllanmış bir şarap gibidir
Doğrunun keskin kılıcı
Bağıra çağıra geldi ölüm günleri
Ölen için mumlar yaktık
Mumun ferine aydınlattık
Zifiri karanlık cihanı
Sonra, kendimizin bile inanmadığı
Soyut insan sevgisi
Her duruma ve çağa uygun
Tüketilmek için bekleyen
Yaşayamadığımız, yaşatılamayan insan sevgisi
Biliniyordu ölüm günleri bekleniyordu
Ancak her keresinde hazırlıksız yakalanmak
İnanamazlık serenadı inanmayan dudağımızda
Sonra yine mumlar yaktık karanfiller attık
Milyonlarca koro olduk zemheride
Herhangi bir zamanda
Herhangi bir mevsimde koparılan için
‘Ölmeyecek yaşayacak’dedik
Her ölenden sonra evlerimize çekildik
Ölüm günlerinde türküler söyledik
Kimisi şiir yazdı, kimileri ağladı salya sümük
Elimizden ancak bu kadarı geldi
Oysa aslolan
Havaya uçmaktı paramparça
Yahut enseye kurşun yemekti
Ateşte semaha durmaktı
Hangimiz parçalandık
Hangimiz yedik yağlı kurşunu
Kaçımız semaha döndük ateşte
Bıçak gibi geldi ölüm günleri
Evvelden beri ahir zamana değin
Kaçıramadık ölüm tarlalarından
Kaçıramadık ölüm güllerini
Her ölüm gününde
‘Kanları yerde kalmayacaktı’
Aydınlık yarınlar için
Yeminler ettik ölenlerin ardından
Yeminlere rağmen
Hala öldürülüyorsa aydınlık baharlar
Parçalanıyorsa gözümüzle gören
Ağzımızla konuşan, ellerimizle yazan
Hala yanıyorsa yolumuzda yürüyen
Bedeniyle ışıtıyorsa kör gözümüzü
Sen kendine yan ey insan, kendine yan
Hayınlığından utan, sürdükçe bu kan revan
Usul usul geldi ölüm günleri
Bir parça da biz öldürdük öleni
Daha çok parçalanarak
Daha çok kin duyarak birbirimize
Cellâtlar doğurduk kendi kinimizde
Onulmaz yaralar açtık birbirimize
Son nefesine kadar boğduk
Son damlasına kadar akıttık kanımızı
Bu günlerde geldi ölüm günleri
Hala mumlar dikmekteyiz ölenlere
Hala türküler söylemekteyiz
Şiirler yazmaktayız içimiz burkularak
Yine gideceğiz avuntularımıza,
Yine saracak karmaşası yaşamın
Aklımıza bile gelmeyecek
Ölüm gününe kadar
Belki gelmek istemeyecek her ölen
Baykuşlar ötecek viranelerimizde
Ölüm çağıracak iştahla, hangimizi almaya
Boynumuz bükülecek, karanlığın ağırlığına
Oysaki bilerek gözlerimizdeki aydınlığı
Ellerimizdeki ter-ü tazeyi
Bu minval üzere koparılacak her çiğdem
Ne yardan geçeceğiz ne serden
Gelmesin artık ölüm günleri
Dikilmesin mumlar, atılmasın karanfiller
Ağıtlar yakılmasın ölene
Şiirler yazılmasın artık
Bizim yaşadığımız mı?
Onları öldüğümü sorgulansın
Elbette boğacağız kendi kanında
Kendi öfkesinde cellâdı
Ta ki soluğumuzla sallanınca yeryüzü
Ellerimizde açacak kardelen
Bedenimizde doğacak her ölen
Yüreğimizden korkacak karanlık
O anda sevinmek hakkındır, ey insan hakkın
Bilirim ki ölüm tarlalarından
Ölüm gülleri değil, sevinçlerimizi dereceğiz
Beynine saplayacağız cellâdın
Bu anda ne ölüm ne hüzün
Ne de sonsuz sevinçler duyacağız
Doğruyu yapmanın huzuruyla dolacağız
İsteyerek geldi ölüm günleri
Aydınlık ellerimizdeyse
Ne ölüm kar eyler
Ne de korkunun sürgünleri!
