DOLAR 13,5701
EURO 15,3499
ALTIN 774,57
BIST 1.810
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 5°C
Karla Karışık Yağmur
Ankara
5°C
Karla Karışık Yağmur
Per 8°C
Cum 12°C
Cts 10°C
Paz 10°C

Çocuklarımız Hedefte – 4

Ülkemizde toplumsal cinsiyet ideolojisi manifestosunun uygulanması için LGBTİ örgütleri başı çekmekte. Bunun yanında bazı vakıflar, meslek odaları, üniversiteler hatta eğitim sendikaları da bu görevi LGBTİ örgütleriyle birlikte yürütmekte. Bunlardan KAOS GL’nin yayınladığı bir kılavuz, “LGBTİ ÖĞRENCİLERİ, AİLE VE OKUL KISKACINA KARŞI NASIL KORUNMALI?” başlığıyla dikkat çekiyor. Başlıktan da anlayacağımız üzere niyetleri, çocukların cinsiyet tercihlerinin olabileceği savsatası üzerinden öğretmenlerden ve ailelerinden uzaklaştırmak. Kılavuzun giriş bölümünde devletin, çocukları “yarının büyükleri” olarak görmesinden duyulan rahatsızlıktan bahsediliyor. Onlara “yarının büyükleri” demenin çocuklara bir yaşam biçimi sunmak, devlet ve aile tarafından onlara kimlikler biçmek, aile ve okul tarafından onlara sorumluluklar yüklemek olduğu belirtiliyor ve devam ediyor: “Ailenin, okulun, toplumun, devletin ‘norma uyan’ ve ‘itaat eden’ çocukları sevdiğini (!) söylemek yanlış olmaz. Okul temelli eğitimin yanı sıra aile içindeki eğitim de aynı amaca hizmet eder. Hem ailede hem okulda verilen eğitimden beklenen; toplumsal düzenin devamlılığını sağlayacak şekilde, ‘düzenle uyumlu’ bireyler yetiştirilmesidir. Bu nedenle aile, eğitim sistemi ve siyasi iktidar kavramlarını birlikte düşünmek önemlidir. Bu toplumda çocuklar; aile kurumuna, ebeveyne/bakım verene, eğitim sistemine ve devlete ait birer ‘eşya/mülk’ gibi görülmekte, kalıplara sığdırılmaya çalışılmakta, tek tipleştirilmekte, ötekileştirilmekte, ‘terbiye’ ya da ‘eğitim’ adı altında baskı, tahakküm ve şiddete maruz bırakılmaktadırlar. Toplum ve devlet tarafından hakları en çok ihlal edilen grupların başında çocuklar gelir. Yetişkinler tarafından kurgulanan bu sistemin içinde çocukların tümünün insan hakları yok sayılırken, daha da ötekileştirilen bazı çocuklar (LGBTİ+ çocuklar, kız çocukları, özel gereksinimi olan çocuklar, mülteci çocuklar, göçmen çocuklar, yoksul çocuklar, Roman çocuklar, Kürt çocuklar vd.) daha fazla hak ihlali yaşarlar.”

Kaos GL, bu kılavuzla müfredatımızın toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde değiştirilmesini, öğretmenlerin bu bakış açısıyla şekillendirilmesini ve velilerin de bu çerçevede bilgilendirilmelerini amaçlıyor ve şu tavsiyelerde bulunuyor.

1.Müfredatın güncel olmayan, kalıp yargıları pekiştiren, ayrımcılığı ve şiddeti normalleştiren, kapsayıcı olmayan ifade, bilgi ve/veya görsellerini fark edin. Öğrencilerinizin dikkatini buralara çekin ve onlarla birlikte üzerine konuşun. Fen Bilgisi, Biyoloji, Sağlık Bilgisi derslerinin ‘ergenlik dönemi’, ‘üreme sistemi’ gibi konularında, ders materyallerinin sadece kadın-erkek ikiliği, atanmış cinsiyetler ve üreme işlevi üzerinden aktardığı bilgileri kapsayıcı ve güncel hale getirin.

2.Kullanacağınız materyalleri gözden geçirin: İkili cinsiyete dayalı kalıp yargıları pekiştiren, nefreti, ayrımcılığı ve şiddeti normalleştiren içerikleri öğrencilerinizle buluşturmayın. Eşitlikçi, çeşitliliği gören ve destekleyen, kapsayıcı materyalleri tercih edin.

3.Öğrencilerinize cinsiyet kimliği atamayın: Öğrencilerinize kızım/oğlum gibi cinsiyet kimliği atayan hitaplarla değil, isimleriyle seslenin.

4.Öğrencilerinize cinsel yönelim atamayın: “Ergenlik döneminde karşı cinse ilgi duyacaksınız” gibi ifadelerden kaçının. Cinsel yönelim çeşitliliğine alan açan, kimseyi dışarıda bırakmayan, kapsayıcı bir dil benimseyin. “Ergenlikle birlikte başkalarına ilgi duyabilirsiniz, bu süreci herkes çeşitli biçimlerde deneyimleyebilir, flört ilişkileri deneyimlemek isteyebilir ya da istemeyebilirsiniz, aynı yaşlarda olsanız da hisleriniz, ihtiyaçlarınız ve deneyimleriniz çok çeşitli olabilir.” İfadelerini kullanın.

  1. Öğrencilerinize belli yaşam biçimlerini dayatmayın: Öğrencilerinizin tümünün sizin zihninizdeki yaşam biçimine uygun yaşadığını ya da yaşayacağını varsaymayın. Çocukların her birinin bir anne-baba ile büyümeyebileceğini, çok çeşitli aile biçimlerinin var olduğunu, her çocuğun evlenmek istemeyebileceğini, evlenmek istese bile eşcinselse evlilik hakkının yasal olarak tanınmadığını, bir çocuğa bakım vermek için onu fiziksel olarak dünyaya getirmek gerekmediğini aklınızda bulundurun.
  2. İsimler ve hitaplar: Her öğrencinin, cinsiyet kimliğine uygun isim ve hitapla çağrılmaya hakkı vardır. Bunun için isim değişikliğini onaylayan resmi bir mahkeme kararı gerekmez. Öğrenciniz doğumda kendisine verilen isim dışında başka bir isim kullanmayı tercih ediyorsa ona bu isimle hitap etmeniz önemlidir.
  3. Kıyafet kuralları: Öğrenciler, okulun genel kıyafet yönetmeliğine uygun olduğu sürece, cinsiyet kimliklerine uygun şekilde giyinme hakkına sahiptir.
  4. İkili cinsiyete göre ayrılmış faaliyetler: Özellikle beden eğitimi dersi ve spor müsabakaları gibi ‘kız-oğlan’ ikiliğine göre düzenlenen faaliyetlere trans öğrencilerin cinsiyet kimliklerine uygun şekilde katılması sağlanmalıdır. Öğrenciler hiçbir koşulda cinsiyet kimliklerine uygun olmayan faaliyetlere katılmaya zorlanmamalıdır.
  5. İkili cinsiyete göre ayrılmış alanlar: Tuvaletler, soyunma odaları, soyunma kabinleri gibi ‘kız-oğlan’ ikiliğine göre düzenlenmiş alanlarda trans öğrencilerin cinsiyet kimliklerine uygun alanları kullanması sağlanmalıdır. Öğrenciler hiçbir koşulda cinsiyet kimliklerine uygun olmayan alanları kullanmaya zorlanmamalıdır.

10.BM Eğitim Hakkı Özel Raportörü, çocukların cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı hiçbir ayrım olmaksızın kapsamlı bir cinsel eğitim alması gerektiğinin altını çizmiştir. Okullarda cinsiyet ve cinsellik üzerine kalıp yargılar sorgulanmalıdır.

  1. Dizilerde, filmlerde LGBTİ bireyler görülürse bu karşılaşmalar ve bilgiler çocukların, insan hakları bilincine sahip, eşitlikçi, çeşitliliği kabul eden, şiddetsizliği benimseyen bireyler olmalarını destekler.

Bu kılavuz ne yazık ki bazı özel okullarda eğitim sendikaları, öğretmen ve aktivistler aracılığıyla çocuklarımıza ve velilerimize aktarılıyor. Amacı eğitim emekçilerinin özlük haklarını savunmak, çocuklarımızın bilimsel, laik bir eğitim almaları için mücadele olması gereken Eğitim Sen de bu planın uygulayıcılarından. Eğitim Sen geçen yıllarda kurduğu LGBTİ komisyonlarıyla, Kaos GL ile birlikte ortak çalışma kararı aldı ve “LGBTİ ÇOCUKLAR İÇİN NE YAPMALI? başlıklı ortak bültenleri bile var. Bu sendika, sapkın beyinlerin çocuklarımızı cinsel meta olarak gördüğü, istismar görüntülerine tanık olduğumuz yürüyüşlerden bildiğimiz, Onur Haftasını kutlayarak desteğini sürdürüyor. Türk Tabipler Birliği de “Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisinin” bir sayısında  “sendikal hareket içinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılıkla mücadele politikaları ve stratejileri üzerine” Eğitim Sen Genel Merkezi Kadın Sekreteri, Eğitim Sen LGBTİ Komisyonu, KESK Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Merkez Kadın Sekreteri, Bağımsız Ev İşçileri Dayanışma Sendikası (Evid-Sen) Genel Başkanı, Türk-İş Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Kadın ve LGBTİ Komisyonu üyesi, DİSK Basın-İş Genel Sekreteri, Kaos GL Sendika Çalışma Grubu üyesi ve Kaos GL Eğitim Grubu üyesinden oluşan sendika ve dernek temsilcilerinin ortak görüşlerine yer vererek desteğini sunuyor. Toplumsal cinsiyet ideolojisini yaymaya çalışanlar bu kadarla bitmiyor. Geçen Haziran ayında, Soros’a ait Açık Toplum Vakfının Türkiye temsilciliğini yürüten Osman Kavala’ nın mütevelli heyetinde olduğu Tarih Vakfı, Onur Haftasında cinsel kimlik ve cinsel yönelimler üzerine “Toplumsal Cinsiyet Politika Belgesi” açıklıyor. Bu bilgiye de yine Açık Toplum Vakfı tarafından desteklenen LGBTİ örgütlerinin internet sitesinden ulaşıyoruz. Tarih Vakfı açıkladığı belgede toplumsal cinsiyeti, “kimliklerin tarihsel, toplumsal ve kültürel olarak kurulduğunu anlatan analitik bir kategori olduğu kadar iktidar ilişkilerine ve eşitsizliğin kaynağına işaret eden politik bir tanımlama” olarak açıklıyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesinin “iktidar ilişkilerini bütünlüklü olarak kavramakla, iktidarı oluşturan ekonomik, politik ve düşünsel kaynakları dönüştürmekle ve özneler arası yeni ilişkiler inşa etmekle mümkün” olabileceğini bildiriyor. Bunun için tüm kurumların sorumluluk almasını ve yapısal, işlevsel ve kültürel araçların toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama taahhüt ve iradesiyle düzenlemesi kritik önemde” olduğu vurgusunu yapıyor. Tarih Vakfı da  bu sapkın ideolojinin yaygınlaşması için gönüllü olduğunu bu belge ile ilan etmiş oluyor.

Emperyalizm, toplumsal cinsiyet ideolojisiyle çocuklarımız üzerinden devlet, okul ve aile düşmanlığı yaratarak, “kabukları kırmanın” ancak bu otoritelere uymamakla mümkün olabileceğini pompalıyor. Bu örgütler, BM‘lerin ve Soros yetiştirmesi aktivistlerin taleplerini, AB projeleri adı altında aldıkları kaynaklarla ve Soros’ un sahibi olduğu Açık Toplum Vakfının desteğiyle gerçekleştiriyor. Gerek komisyonlar kurarak,gerek çeşitli bildiriler ve kılavuzlar yayınlayarak okullarımızın içine kadar girebiliyorlar. Batı, bu sinsi planın uygulanması için her türlü aracını devreye sokmaya devam ediyor.

 

Işıl ÇETİN
Eğitimci Yazar

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.