DOLAR 8,6790
EURO 10,1809
ALTIN 491,77
BIST 1.392
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 27°C
Çok Bulutlu
Ankara
27°C
Çok Bulutlu
Sal 27°C
Çar 22°C
Per 17°C
Cum 18°C

EĞİTİM-İŞ MDK ÜYELERİ NEDEN RAHATSIZ?

EĞİTİM İŞ MERKEZ DİSİPLİN KURULU ÜYELERİ NEDEN RAHATSIZ ?

Bugün, HDP tarafından zorla kaçırılan evlatlarını PKK’ nın elinden geri almak için, HDP binaları önünde direnen Diyarbakır annelerimizin evlat nöbetinin 661. günüdeyiz. Birçok kitle örgütü ve yurtsever nöbetin başladığı günden bu yana annelerimizin şanlı direnişine sahip çıkarken, direnişi görmezden gelen ve hatta karşı çıkan kitle örgütü ve sendikaların olduğuna tanık olduk. Annelerimizin direnişine sırtlarını dönenlerin, konu Amerika’nın sahibi olduğu İstanbul Sözleşmesine geldiğinde kadın mücadelesinde ne kadar hassas davrandıklarını da gördük. Evladından zorla koparılan kadınlarımızın yaşadığı şiddeti görmezden gelenler, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesinden çıkma kararının ardından sokaklara döküldüler ve bir anda “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” şarkısını dillerinden düşürmeyen bir koroya dönüştüler. Şarkıdan etkilenen herkes yaşama sebebi olarak, sözleşmeyi görmeye başladı. Şefliğini milyonlarca kadının ve çocuğun katili ABD ‘nin yaptığı koroda kimler yok ki? HDP başta olmak üzere, muhalefetin başını çektiği partiler, fonlanan kitle örgütleri, Amerika’nın Türkiye’den seçtiği “cesur” kadınları, LGBTİ aktivistleri…

Bugün artık HDP ‘nin , Amerika’nın kara gücü PKK’ nın partisi olduğunu, yöneticilerinin sırtlarını PKK’ ya dayayarak Apo’nun heykelini dikme hayallerinde olduklarını, bu hayal uğruna binlerce gencimizi dağa kaçırıp ,Amerika’ nın silahlarıyla binlerce insanımızı katlettiğini bilmeyen yok. ABD’ den cesaret madalyası alanların, fonladıkları aktivistlerinin başını çektiği LGBTİ örgütlerinin sözleşmeyi savunmalarına ve Diyarbakır annelerimizin karşısında olmalarına şaşırmıyoruz. Onlar görevlerini yapıyor ve kuruluş amaçlarına göre hareket ediyor. ABD’ nin, kadın mücadelesi gibi aynı zamanda toplumu da ilerletmeye katkısı olan böylesine önemli bir alanı ideolojik kumanda haline getirmeye çalışması, elbette “sahibinin sesi korosunun” değişmeyen şarkılarından olacak. Buraya kadar sorun yok. Her şey planlandığı gibi. Asıl şaşırtıcı olan, sözleşmenin kadınımızı yaşatacağına inanalar ve Diyarbakır annelerimize düşmanlık edenler arasında, kuruluş amacına tamamen zıt tutum alan kurumların yöneticilerinin var olması. Bunların en başında da üyesi olduğumuz Eğitim İş sendikasının genel merkez yöneticilerinin ve merkez disiplin kurulu üyelerinin geliyor olması. İstanbul Sözleşmesi  tartışmalarının yaşandığı dönemde genel merkez yönetimi aldığı bir kararla “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” korosuna dahil olduklarını ilan ettiler. Fakat aynı yöneticiler, Diyarbakır annelerimizi ziyarete giden, Hepimizin Sendikası Grubundan 7 üyesi hakkında ihraç kararını çoktan vermişti bile. Bu haksız kararı Ankara İş Mahkemesinin, 10 Kasım 2021 günü iptal etmesine rağmen, aynı disiplin kurulu üyeleri, arkadaşlarımız hakkında yeni soruşturmalar başlatarak, Diyarbakır annelerine destek olan üyelerini sendikadan uzaklaştırmak için her türlü yanlış kararın altına imza atmaya devam ediyor. Konu Amerika’nın sahip olduğu sözleşme olunca savunuculuğuna soyunan sendika yönetimi, konu evlatlarımızı Amerika’ nın piyonlarının elinden alıp, okullarda en doğal insan hakkı olan eğitim haklarına kavuşmaları için mücadele eden eğitimcileri olunca aldıkları düşmanca tavır, yöneticilerin hassasiyetini açıkça ortaya koyuyor. Emperyalizmin araçlarına sahip çıkanlar, emperyalizmin projelerine karşı çıkanlara da her zaman karşıdırlar. Mücadele zemininiz hangi cephe olursa, eylemlerinizin de o yönde olması doğaldır. Burada da iki cephe var. Birisi HDP binaları içinde faaliyet gösteren, ülkemizi bölme projelerinin görevlileri, diğer cephe ise o binaların önünde bölücülüğe, gericiliğe, ırkçılığa karşı direnen annelerimiz. Sendikamızın üyeleri, o binaların önünde direnen annelerimizin yanındadır. Peki disiplin kurulu üyeleri bu cephenin neresindedir? Bölücülüğe, gericiliğe ve ırkçılığa karşı mücadele eden 7 arkadaşımızın üyeliklerine olan tahammülsüzlükleri, hangi cephede olduklarının en net göstergesidir. Disiplin kurulu üyeleri hukuksuz kararlarıyla açık açık PKK’ nın elinde zorla tutulan evlatlarımızın ve evlatlarından zorla koparılan kadınlarımızın karşısında olduklarını ilan ediyor. Kuruluş amacının Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını, egemenliğini, ulus ve ülke bütünlüğünü, laik düzeni, demokratik ve ulusal eğitim değerlerini korumak ve sonsuza kadar yaşatmak olan böylesine değerli bir eğitim sendikanın disiplin kurulu üyeleri, bu tutumlarıyla sendikamızın amacına karşı davranarak disiplin suçunu kendileri işliyor. Görevi ne olursa olsun, Eğitim İş Sendikasına  üye olan her eğitimci,  bu amaca uygun söylem ve tutum içinde olmak zorundadır. Bu nedenle de disiplin kurulu üyelerinin yeri Eğitim İş Sendikası olmadığı gibi aldıkları kararları da yok hükmündedir.

Sendikamızın disiplin kurulu üyeleri aynı zamanda eğitimcidirler. Bir eğitimci olarak sorumluluklarımız arasında her çocuğun eşit şekilde laik, bilimsel eğitimlerini sağlamak ve bunun kanallarını açmak da en başta biz eğitimcilerin sorumluluğundadır. Hele ki köklerini TÖS ve  TÖBDER’den alan bir sendikanın üyeleri için bu bir tunç yasasıdır. Okulun, eğitimin, bilimin önemini topluma anlatacak ilk kişiler eğitimcilerdir. Her şeyden önce eğitimci olan disiplin kurulu üyeleri nasıl olur da okullarından koparılan, eğitim hakları elinden alınan evlatlarımızın hayatlarına kastedenlerin yanında yer alır? Nasıl olur da emperyalizmin maşası bölücülerin, evlatlarımızı kaçırmasına ses çıkarmaz? Eğitimci olan disiplin kurulu üyeleri, Diyarbakır annelerimizin evlatlarını kaçıranların, Aybüke öğretmenlerimizin katili olduklarını bilmezler mi? Aybüke öğretmen katledildiğinde, Türkiye İstanbul sözleşmesini ilk imzalayan ülkeydi. Şu anda birlikte aynı koroda bulunduğu, İstanbul Sözleşmesi korosundaki ortaklarının hangisi Aybüke öğretmenlerin katillerini lanetledi? Cevap verelim hiçbiri…

IŞIL ÇETİN
Eğitimci Yazar

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.