DOLAR 8,4969
EURO 10,1378
ALTIN 498,51
BIST 1.386
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 32°C
Az Bulutlu
Ankara
32°C
Az Bulutlu
Cum 33°C
Cts 33°C
Paz 33°C
Pts 34°C

MİLLİ İLETİŞİM DE MİLLİ EĞİTİM İLE OLUR

Adnan YARAR
Eğitimci - Yazar

İletişim insanlığın ilk zamanlarından bu yana tüm canlıların yaşam ile bağ kurmalarını sağlayan her şeydir. İnsanlar ve insan toplulukları mağara dönemi ile birlikte bazen çizgi, bazen hayvan ve insan figürleri, bazen de değişik zeminler üzerine yaptıkları şekiller ile duygu ve düşüncelerini hem etraflarına hem de gelecek nesillere anlatma gayreti içerisinde olmuşlardır.

İletişim ve iletişim araçları, Sümerlerin günümüzden 5 bin yıl kadar önce yazıyı bulmalarının ardından, her çağda toplumların ihtiyaçlarına paralel olarak gelişme göstermiştir.

  1. yy sanayi devrimiyle birlikte kağıdın yaygın olarak kullanılmaya başlanmasıyla da tüm devletler için, günümüzde iletişim bilimlerinde “enformasyon” olarak tanımlanan “bilgilendirme” mecralarını geliştirmek ve bunları yönetmek hayati bir durum halini almıştır.

2000’li yıllarla birlikte olağanüstü bir hızla gelişme gösteren iletişim mecraları, internetin de yaygınlaşarak akıllı telefonlarla birlikte yoğunlaşarak hayatımıza girmesiyle insanlığın olmazsa olmazı oluvermişlerdir.

Yakın zamana kadar, propaganda, reklam ve pazarlama alanlarının düşünce ve ürünlerini kitlelere ulaştırmalarını sağlayacak iletişim araçlarını geliştirmek için yüksek bütçeler gerekmekteydi.

Son 15-20 yıldan bu yana her geçen gün sosyal medya alanlarının ve bunları kullanan birey sayısı katlanarak arttı. Bu durum tüm insanlığın önüne iletişimde yeni bir çığır açtı. Yeni diyoruz, çünkü eskiden insanlar gazetede okudukları, haberlerde izledikleri birçok bilginin doğruluğuna inanırdı. Hatta kahvehanedeki, okuldaki, evdeki sohbet ortamlarında bir bilgi verildiğinde, daha inandırıcı olması için “gazetede yazdı, haberlerde gösterdi” gibi ifadeler kullanılırdı.

Artık günümüzde bir miktar web algoritması bilgisi olan, zamanın ve hedef kitlenin ilgi ve ihtiyaçlarını tespit edebilmiş ve buna uygun yazılı ve görsel içerik üretebilen bir kullanıcı çok çok az bir maddi harcamayla kendi yayın alanını oluşturabiliyor, binlerce, hatta milyonlarca kişiye ulaşabiliyor, fikirlerini aktarabiliyor ve kamuoyu yaratabiliyor.

Enformasyonun yani bilgilendirmenin adeta ışık hızı ile gerçekleştiği, bu kadar yoğun ve çeşitli olduğu bir iletişim dünyasında tüm insanlık için önemli bir soru var:

“Hangi bilgi doğrudur, hangi bilgi gerçektir?”

Bu sorudaki ayrımı yapabilmek için “medya uyanıklığı” diye tabir edebileceğimiz bilinç düzeyine sahip olmak gerekiyor. Bu da her şeyin başı olan eğitimle sağlanabileceği gerçeği ile yüzleşmek ve çağın bu gerçekliğine uygun eğitim-öğretim programları hazırlamakla mümkündür.

Tam da burada iki gün önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım üzerinde durmak gerekiyor. MHP lideri paylaşımında;

“Medyayı kuşatma altına almış, yabancı ve yozlaşmış ideolojilere saplanmış gazeteci ve yorumculardan Türkiye’yi arındırmak amacıyla, milli ve şuurlu vatansever gençlerimizi üniversite tercihlerinde İletişim Fakültelerini dikkate almalarının milli bir görev olduğuna inanıyorum.”

Şüphesiz Devlet Bahçeli’nin vatansever gençliğe yaptığı bu öneri çok doğru ve yerindedir. Ancak gençlerin üniversite ve bölüm tercihlerinde İletişim Fakültelerini tercih edebilmelerine zemin hazırlamak için, günümüzde bazı sınıflarda çok az saat seçmeli ders olarak okutulan “Medya okur-yazarlığı” dersinin ilkokuldan başlanarak, bu alanda yeterli eğitimi ve formasyonu almış eğitimciler tarafından zorunlu ders olarak okutulması gerekmektedir.

Medya okur-yazarlığı ders içerik ve yönteminin nasıl olması gerektiğine dair önerilerimiz bir sonraki yazının konusu olacak.

Adnan Yarar
Eğitimci-Yazar

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.