DOLAR 7,4570
EURO 9,0051
ALTIN 410,12
BIST 1.531
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 10°C
Az Bulutlu
Ankara
10°C
Az Bulutlu
Cum 16°C
Cts 15°C
Paz 9°C
Pts 8°C

NOTTAN ZİYADE YÜZYÜZE EĞİTİMİ DÜŞÜNELİM

Öğrencilerin not verilip verilmemesi, verilecekse ne olması gerektiğiyle ilgili tartışmada yazar Zafer İncebacak arkadaşımız tüm öğrencilere 100 verme çağrısında bulunarak şunları belirtmişti:

“Yakınını yitiren veya ailesinde koronavirüse yakalanan veya annesi,  babası işini kaybeden çocuk bu süreçten etkilenmez mi? Dahası bir yıla yakındır zamanını evde geçirmek zorunda kalıp, akranlarıyla okul ortamında kurduğu arkadaşlık ilişkisinin özlemini çekti çocuklar. Uzaktan öğretimle hayatla ve arkadaşlarıyla bağ kurdular. Bu süreçte normal süreçteki gibi akademik eğitimi, ders kazanımlarını merkeze alan yaklaşımlar hayattan ve hayatın gerçeklerinden kopuktur. Hayattan kopuk eğitimci olur mu?  Bu süreç öğrencileri sosyal ve psikolojik açıdan destekleme, onlara moral verme sürecidir. Uzaktan öğretime tüm öğrencilerin katılımı sağlanamadı, yani anayasanın güvencesinde olan eğitim hakkı sağlanamadı. Dolayısıyla imkânı olan, olmayan ayrımı anlamlı değil.”[1]

Elbette bunlar önemli, fakat “imkânı olan, olmayan ayrımı anlamlı değil” sözünün gerekçeleri değil. Nerdeyse herkesi bu salgından eğitimden koparacak kadar yoğun etkilenmiş gibi yansıtıyor. Okulların açık olduğu Ekim-Kasım aylarında birçok öğrenci, ailesinde koronavirüse rastlamadığı veya yakalananların kolay atlattıklarını düşündükleri için mesafeye dikkat etmeleri yönündeki uyarılarımızı önemsemedi. Teneffüste kol kola girdiler, banklarda yan yana oturdular. Dersi takip eden öğrenciler, zoomdan derse arkadaşlarınca “enayi” yaftalandıklarını belirtiyorlar.

Maddi olanağı yetmeyen veya interneti çekmeyenler, salgından yoğun etkilenenler var.  Fakat çalıştığım lisede 35-40 kişilik mevcutlu sınıflarda katılım ortalama 5-6 civarında olmasını açıklayacak bir durum değil bunlar. Hayattan kopukluk yok. Aksine hayatta olanı, yani karşılaştıklarımızı yansıtıyorum. İyiniyetli, yardımcı olalım ancak gerçeği de elden bırakmayalım.

[1] Zafer İncebacak, “Öğretim Teknikeri Değil, Eğitimciyiz!”, https://vatanemekcumhuriyet.com/ogretim-teknikeri-degil-egitimciyiz/

Not her şeyi ölçen bir araç değil ama katılımın azlığında sınav yapılmamasının etkisini sanırım kimse yadsımaz. Şimdi bırakalım 100’ü, 60’ın üstünde not verdiğimizde katılım düşer. Dahası herkese aynı notu vermek derse katılanlara haksızlık olur.

Notun dışında uzaktan eğitimde verilen ödev gibi araçlar da ölçme için yeterli değil. Çünkü zaten katılım az, yeterince etkileşim yok. Fakat daha tercih olanına yönelmekten başka ne yapabiliriz?

Belki de bu sorunun üzerinde durmalıyız. Öğrencinin yüzyüze eğitim hakkından yararlanmaları üzerine odaklanmamız gerekir.

Sınavlar 2. dönem yapılacağına göre notu devreye sokma aceleciliğine gerek yok. MEB’e şu olasılıklar dahinde önerilerimizi sunabiliriz.

1) 2. dönemin başında veya birkaç hafta içinde okulların açılması olasılığı: MEB açacağız diyor ama netlik açılmaya doğru netlik kazanır. Aşılamanın yaygınlaşmasıyla okullar açılacak gibi. Dolayısıyla üzerinde ağırlıklı olarak durulması gereken olasılık bu.

Bu olasılık ilk dönemin konularının tekrarını ele alıyor. Buna göre tekrarın uzun zamana yayılıp yayılmamasına göre şöyle iki olasılık ortaya çıkıyor:

  1. a) Eğitim-öğretimi normal dönemde bitirme durumu: İlk dönemin konularının tekrarını birkaç hafta içinde yapabilmemiz için sabah 8:00 ila akşam 20:00 ve/veya haftasonları eğitim. Bundan sonra ilk dönemin sınavları yapılır. Haziran başında da ikinci dönemin sınavları yapılır. İki dönem için 2 sınavla yetinilir.
  2. b) Eğitim-öğretimi uzatma durumu: Temmuz’un ortasına kadar dersler uzatılır. İlk dönemin tekrarı normal akışında yapılır ve ilk dönemin sınavları da Nisan ortasında yapılır. İkinci dönemin sınavları da Temmuz’un başında yapılır. Okullar da Ekim’de açılır.

2) Okulların açılmama olasılığı: Kısmi olarak okullar açılıp sonrasında yine kapanabilir. İkinci dönemin derslerinin takip edilirliğini artırmak, diğer yandankimin hangi gerekçeyle katılmadığını bilemeyeceğimiz için de derse hiç katılmayanların kendilerini kurtarabileceği olanağı vermek gerekir. Bu öğrencilere 35-40 verilebilir. Derse katılım durumuna göre not 100’e varabilir.

Bu arada MEB tablet dağıtmayı tamamlayabilir. İkinci dönemin notu ağırlıklı olarak okulların kısmi açıldığı dönemde ödev odaklanarak verilebilir. Performans ödevi verilmelidir. Okulların açık olduğu dönemde dersler öncelikle bu ödevlerin nasıl yapılacağına yoğunlaşılarak verilmelidir. Okul kapalı olduğunda öğretmenler öğrencileriyle öğrencilere tanınan serbest zaman diliminde okullarda buluşarak ödev üzerinde incelemeler yapabilir. Böyle öğrenci-öğretmen etkileşimi de sağlanır. Öğrencilere serbest zamanı sadece okula gidip gelmesine olanak veren bir belgenin verilmesiyle uzatılabilir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.