DOLAR 7,5198
EURO 8,9827
ALTIN 412,84
BIST 1.542
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 9°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
9°C
Parçalı Bulutlu
Sal 12°C
Çar 15°C
Per 10°C
Cum 10°C

ÖĞRETİM TEKNİKERİ DEĞİL, EĞİTİMCİYİZ!

Dünyada ve Türkiye’de salgınla mücadele sürüyor. Bu mücadele yaşamı her boyutuyla etkiliyor. Bu süreçte yaşamını kaybedenler, hastalıkla boğuşanlar, iş yerini kapatanlar, işini kaybedenler tüm bunlardan dolayı travma yaşayan önemli bir kesim bulunuyor. Salgın süreci dünya sistemini dahi sarstı ve kamucu eğilimler öne çıktı. Böylesi zor bir süreçte yetişkinler zorlanırken çocukların psikolojisi yıpranmaz mı? Yakınını yitiren veya ailesinde koronavirüse yakalanan veya annesi,  babası işini kaybeden çocuk bu süreçten etkilenmez mi? Dahası bir yıla yakındır zamanını evde geçirmek zorunda kalıp, akranlarıyla okul ortamında kurduğu arkadaşlık ilişkisinin özlemini çekti çocuklar. Uzaktan öğretimle hayatla ve arkadaşlarıyla bağ kurdular. Bu süreçte normal süreçteki gibi akademik eğitimi, ders kazanımlarını merkeze alan yaklaşımlar hayattan ve hayatın gerçeklerinden kopuktur. Hayattan kopuk eğitimci olur mu?  Bu süreç öğrencileri sosyal ve psikolojik açıdan destekleme, onlara moral verme sürecidir. Ders kazanımları ve buna bağlı çalışmalar bu sürecin esası değildir.

Süreç içinde yaşanan eksiklikler ortada durmaktadır. Uzaktan öğretime tüm öğrencilerin katılımı sağlanamadı, yani anayasanın güvencesinde olan eğitim hakkı sağlanamadı. Dolayısıyla imkânı olan, olmayan ayrımı anlamlı değil.  Not değerlendirmesi olmazsa katılanlara haksızlık olurmuş! Siz erişim sağlayamayan yüz binlerce öğrenciye hangi notu neye göre vereceksiniz? Onların eğitim hakkının sağlanamamış olması sizi hiç mi ilgilendirmiyor?  Uzaktan öğretim süreci en geri öğrenme yoludur. Eğitim deneyimleme, yaparak, yaşayarak öğrenme sürecidir. Örgün eğitimle kıyaslanamayacak gerilikte bir süreç yaşanıyor. Öğrenciler resim, müzik, spor becerilerinden uzak kalıyor, fakat bunlar mühim değil; derdimiz not!

MEB, eksiğinin farkında, her ne kadar temel eğitimde notla değerlendirmede ısrar etse de EBA TV izlemeyi yeterli bulması, son gönderdiği yazıda olağanüstü süreç, pedagojik yarar vurguları ve ölçek istememesi örtülü olarak tüm öğrencilere 100 verme çağrısıdır. Bu olduğu takdirde aslında değerlendirme yapılmamış olacaktır. Tüm öğrencilere tam puan vermeyi doğru bulmayanlar bu süreçte notla değerlendirmeyi savunma pozisyonuna düştüklerinin bile farkında değiller.

Olağan dönem ile olağanüstü dönem ayırdında olmak ideolojik bir tavırdır, eğitimci tavrıdır. Not bir silâh değildir, değerlendirmedir. Ölçme olmadan değerlendirme olmaz. Ölçmede doğru sonuç doğru ölçekle elde edilir. Uzunluğu gramla, ağırlığı metre ile ölçemezsiniz. Bu siyasal, sosyal, iktisadî, hukukî boyutları ölçen bir ölçeğiniz yoksa değerlendirmeniz asıl bu durumda âdil olmaz. Bu tavır eğitimcilik değil, sistemin öğretim teknikerliğine soyunmaktır.

Zafer İncebacak
Eğitimci-Yazar

YORUMLAR