DOLAR 8,6790
EURO 10,1809
ALTIN 491,77
BIST 1.392
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 27°C
Çok Bulutlu
Ankara
27°C
Çok Bulutlu
Sal 27°C
Çar 22°C
Per 17°C
Cum 18°C

EĞİTİM-İŞ’TE BÖLÜCÜLÜĞE KARŞI TAVIR -13

 

Olağanüstü durumlar olağanüstü tedbirler gerektirir.

2016 yılındaki olağanüstü tedbirlerin, tutuklamaların ve ihraçların ‘’muhalifleri sindirme operasyonu veya cadı avı’’ olarak değerlendirilmesi için tutarlı bir dayanak yoktu. Terörle mücadele her alanda yapılmalıydı, yapılmak da zorundaydı. Kamu çalışanları ile ilgili soruşturma yapılması cadı avı değildi. 2014 yılından bir örnekle açıklayayım. 2014 yılında Terör Örgütü PKK’nın Bingöl Emniyetine düzenlediği hain saldırı ve sonrasında yaşananlar çıkarılan kanunların ülkenin güvenliği için olduğunu ortaya koyan sadece bir örnekti. 9 Ekim 2014’te Bingöl Emniyet Müdürü Atalay Ürker’e PKK suikast düzenlemişti. Saldırıda Sayın Ürker ağır, koruması Uğur Atlı ise hafif şekilde yaralanırken Emniyet Müdür Yardımcısı Atıf Şahin ve Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu olay yerinde şehit oldu. Bu saldırının faili PKK’lıları yakalamak için yapılan operasyonda PKK’lılarla aynı araç içinde Eğitim-Sen Bingöl Şube yöneticisi Ali Bozan yakalandı. İl milli eğitim müdürlüğünde memur olan Ali Bozan, PKK talimatıyla Suriye sınırından PKK’lıları geçirmek için onları almaya gittiğini ancak il emniyet müdürlüğüne düzenlenen terör saldırısı ile ilgilerinin olmadığı, şeklinde ifade verdi. Ata Eğitimsen bunu kınayan bir açıklama yapmıştır. Eğitim-İş Merkez Yönetimi bununla ilgili açıklama yapmazken 17.02.2015 tarih 29627 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2016 /4 sayılı “Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları Hakkında” Konulu Başbakanlık Genelgesi’ne karşı çıkmıştır. ’’GENELGE İLE ÖZGÜRLÜKLER SINIRLANDIRILAMAZ“ başlıklı basın açıklaması yapmıştır. OHAL kalksın, çatışmalar dursun, akademisyenler PKK’yı özgürce savunsun ve terörle irtibatlı kamu çalışanları ile ilgili genelge çıkmasın peki Eğitim-iş MYK’sı terörle nasıl mücadele etmeyi öneriyordu?

29 Şubat, 2016 CUMHURBAŞKANINI ANAYASA’YA VE YARGI KARARLARINA UYMAYA ÇAĞIRIYORUZ başlıklı Eğitim-iş MYK’sı imzalı basın bildirisinde, Anayasa Mahkemesi’nin Can Dündar ve Erdem Gül hakkında verdiği hak ihlali kararının tanınmadığı ifade eden Cumhurbaşkanı’nı kınanmıştır. Bu yargı kararından sonra Amerikan Emperyalizminin sesi Can Dündar’ın tutukluluk hali sona erecekti. Tutukluluk hali bitince Can Dündar Türkiye düşmanı haber kaynaklarının yanına koşacaktı. Erdem Gül PKK’nın siyasi ayağı HDP’de yerini alacaktı. Ne Can Dündar’a ne Erdem Gül’e karşı tek açıklama yapmayan Eğitim-iş MYK’sı Can Dündar ve Erdem Gül’e karşı olan Cumhurbaşkanı’nı kınıyordu. Eğitim-İş MYK’sı tavrını AKP karşıtlığına göre belirlemişti ve bu uğurda en azılı Amerikancıların bile ekmeğine yağ sürmekten çekinmiyordu. Cumhuriyet gazetesinde DHKP-C’ye terör örgütü diyemeyen manşetlerin müsebbibi Can Dündar bir kez bile kınanmayacaktı. Ne de olsa onun için Konfederasyon Yöneticilerimiz  ‘’Umut Nöbetleri ‘’ tutmuştu. Can Dündar ise kendine yakışanı yaparak hak ihlali kararı ile serbest kalınca umudu emperyalizme sığınmakta bulacaktı.

Sendikamız Eğitim-İş’in içinde bulunduğu 41 demokratik kitle örgütünden oluşan “Laikliğe Çağrı Birlikteliği” 8 Mart Kadınlar Günü nedeniyle 05 Mart 2016’da “Emperyalizme ve gericiliğe karşı barış ve laiklik” sloganıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Eğitim-İş MYK’sı basın açıklaması sırasında yaşanan olayı resmi internet sitesinde şöyle aktarıyordu; ‘’Sakarya meydanı, bomba ihbarı bahanesiyle güvenlik şeridi ile çevrilirken alana gelmek isteyenler güvenlik güçlerince geri gönderildi, grup basın açıklaması yapmak için uzun süre bekletildi.’’ Bomba ihbarı bir bahane midir? Bir gerekçe midir?  Ülkemizde terör eylemleri, canlı bomba saldırılarının yaşandığı bir dönemde bomba ihbarı ciddi önlemler almayı gerektirmez mi? Ancak Eğitim-İş MYK’sının aktardığı 05 Mart, 2016 tarihli EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ’NDE SIKIYÖNETİM UYGULAMASI haberine bakılırsa bomba ihbarı bahanesiyle emniyet ve valilik yasakçı tutum alıyordu. Eğitim-İş Merkez Yönetimi bomba ihbarı nedeniyle emniyet ve valilik güvenlik önlemi alınca onları kınıyordu ama bomba patlayınca yaşanan can kayıplarının tek sorumlusunu da onlar olarak görüyordu. Sadece 9 gün sonra Kızılay’da bombalar patlayacak ve Eğitim-İş MYK’sı bu sefer de ‘’Ülkenin başkentinde gerçekleştirilen bu saldırı ülkedeki güvenlik ve istihbarat zaafını maalesef bir kez daha ortaya koymuştur. Patlamanın nedeni hakkında henüz tam bir açıklama yapılmazken, siyasi iktidar her zaman olduğu gibi jet hızıyla yayın yasağı getirerek halkın bilgi edinme hakkını ihlal etmektedir. Bu sürecin tek bir sorumlusu vardır, o da AKP iktidarıdır.’’ diyecekti. Her iki açıklamanın da tek hedefi vardı ve bu ne terör örgütleri ne de Amerikan Emperyalizmiydi. Anti-Emperyalist Eğitim-İş’in yöneticilerine göre tek sorumlu AKP iktidarıydı. Bu merkez yöneticilerin  Eğitim-İş’in tabanını yansıttığı söylenebilir mi?

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu 8. Kuruluş yıl dönümünü olan 10 Nisan 2016’da Atamızın huzuruna çıkıyor ve Birleşik Kamu-İş adına Anıtkabir Özel Defterine Konfederasyon Merkez Yöneticimiz Sayın Hasan Kütük şunları yazıyordu; ‘’Bizlere emanet ettiğin ülkemiz olağanüstü ve kaygı verici bir süreçten geçmektedir. Bu süreçte laikliğe, demokrasiye ve sosyal hukuk devletine saldırılar en üst düzeye çıkmıştır.’’ Türkiye Amerika’nın kara gücü PKK ile mücadele ederken Türkiye’nin birliği ve bütünlüğü saldırı altında değildi Sayın Kütük’e göre.  Önce ülke mücadelesi diyen,  Konfederasyonumuzu Emperyalizme Karşı Birleşik Cephemiz olarak tanımlanmıştı kuruluş bildirgesinde ama artık birleşik Kamu-İş yöneticileri emperyalizmin taşeronu terör örgütlerinin bölücü saldırılarına sağır ve dilsizdi. Anıtkabir Özel Defteri’nde bölücülüğe karşı tek kelime yazılmayacaktı.

Eğitim-İş’te sadece iktidar partisini kınama ve ona dava açma gibi bir tüzük maddesi yok. Örneğin 2016 yılında MHP TBMM’ye kanun teklifi vererek, Osmanlı hanedanı mensuplarına maaş bağlanmasını çocuklarına yurt ve burs sağlanmasını istediğinde hemen basın bildirisi yayınlayarak Cumhuriyetimizi savundu.  MİLLETVEKİLLERİ ETTİKLERİ YEMİNE SADIK KALARAK MİLLETİN SORUNLARIYLA İLGİLENSİN basın açıklaması gayet yerinde bir açıklamaydı. Ancak tuhaf olan aynı yıl Milletvekili yemini etmeyi reddeden HDP’li Leyla Zana hakkında tek bir kınama bile yapmadı. Eğitim-İş Irkçılığa, Gericiliğe ve Bölücülüğe karşı olarak kurulmadı mı? O zaman gericiliği kınayan, gericiliğe karşı eylem koyan, dava açan Eğitim-İş Merkez Yönetim Kurulu bölücülüğe ve bölücülere karşı neden eylem kararı almıyor ve bölücülere karşı davası niye yok?

15 Temmuz Hain Darbe Girişimi’ne giden süreçte, Eğitim-İş MYK’sı ülkede patlayan bombaların tek sorumlusunu AKP iktidarı olarak belirlemişti. Elbette iktidarın sorumluluğu yadsınamazdı. 2008 yılında konfederasyonumuzun Genel Kurul Sonuç Bildirgesinde yapılan yanlış uygulamaların sorumlularını ‘’AKP iktidarı, bu uygulamaları tarikatlarla, bölücülerle ve ikinci cumhuriyetçilerle kol kola gerçekleştirmektedir’’ diye ortaya koymaktaydı. Dönemin yanlış uygulamalarının ortaklarını artık Eğitim-İş MYK’sı hedefe koymuyordu. Peki Eğitim-İş Merkez Yönetimi onları hedefe koymuyorsa nereye koyuyordu?

 

 

 

*PKK’lılar Türkiye Cumhuriyetinin ışığını yaymaya, bayrak, ülke sevgisini tüm yurda taşıdığı için öğretmenlere düşmandırlar. PKK’lılara göre öğretmen devlettir.

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/bingolde-supheleri-artiran-ifade-130955

 

14 Mart, 2016 ANKARA KIZILAY’DA GERÇEKLEŞTİRİLEN TERÖR SALDIRISINI LANETLİYORUZ!

 

BİRLEŞİK KAMU-İŞ 1. OLAĞAN GENEL KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ (25-26 EKİM 2008/ANKARA)

 

 

Uygar SUNAL

Eğitim-İş İzmir 1 Nolu Şube ve Manisa Şube Eski Örgütlenme Sekreteri

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.