DOLAR 8,6790
EURO 10,1809
ALTIN 491,77
BIST 1.392
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 27°C
Çok Bulutlu
Ankara
27°C
Çok Bulutlu
Sal 27°C
Çar 22°C
Per 17°C
Cum 18°C

EĞİTİM-İŞ’TE BÖLÜCÜLÜĞE KARŞI TAVIR – 15

 

15 Temmuz 2016’da Amerikan Emperyalizmi yıllardır Türk Ordusu ve Emniyet içinde yerleştirdiği Gladyoyu harekete geçirdi. Çiller Özel Örgütü artık FETÖ’ydü. Amerikan Emperyalizmi bizim tanklarımız ve silahlarımız ile insanlarımıza ateş açıyor, Türkiye Büyük Millet Meclisini bombalıyordu. Hedefte Türkiye’nin birliği, bütünlüğü ve bağımsızlığı vardı. Saddam ve Kaddafi planı Tayyip Erdoğan’da da uygulanıyordu. Amerikancı medya aygıtları İktidara muhalif olanların darbeyi desteklemesi sağlanmaya çalışılıyordu. Darbe bildirisinin Yurtta Sulh Cihanda Sulh Konseyi imzasını taşımasının nedeni buydu. Türk Milleti ve Türk Ordusu bu oyuna gelmeyecek kadar düşmanı tanıyordu. Ancak ilerleyen yıllarda Türkiye’ye Muhalefet ile İktidara Muhalefet ayrımını yapamayanların hızla Türkiye Karşıtı Cepheye sürükleneceğini görecektik. 15 Temmuz’un Türkiye için nasıl hayati bir öneme sahip olduğu maalesef bugün bile tam kavranamadı. Birleşik Kamu-iş Merkez Yöneticileri de 15 Temmuz’u tam kavramayanlar kervanında yerini alacaktı. Konfederasyon adına yaptıkları ilk basın açıklamasında 15 Temmuz’a orta oyunu diyeceklerdi. Hepimizin Sendikası Grubunun uyarılarıyla ilk açıklama geri çekilecek ancak ‘’Ne Sam Ne Saddam’’ minvalinde açıklamalar yapılacaktı. Irak’ı Amerika’nın işgaline direnç göstermemesinin nedeni tam da bu bakış açısıydı. ‘’Ne Darbe Ne Dikta’’ işte ‘’Ne Sam Ne Saddam’’ söyleminin Türkçesiydi. Eğitim-İş MYK’sı 15 Temmuz Amerikancı Darbe Girişimini ‘’akıldan ve izandan uzak olayları ve darbe girişimini şiddetle kınıyoruz.’’ diyerek kınayacak ancak emperyalizme karşı tek vurgu yapmayacaktı. Oysa akıldan ve izandan uzak denilen olayların benzeri 2002 yılında Venezüella yaşanmıştı. Venezüella’da Chavez’e karşı yapılan Amerikancı Darbedeki gibi 15 Temmuz’da da her şey ekranlar önünde oluyordu. Bu bir orta oyunu değildi. Bu 2000’li yıllarda Amerika’nı en etkili silahlarından biri medya manipülasyonuydu. Psikolojik savaş medya üzerinden yürütülüyordu. Medya manipülasyonun panzehiri yine eldeki medya araçlarını doğru bilgiyi yaymak için kullanmaktı. Eğitim-İş MYK’sı Hendek Savaşlarında olduğu gibi 15 Temmuz Amerikancı Darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL’e de karşı açıklamalar yapacaktı. Bu yaşananlar olağanüstü bir durum değildi de neydi? MYK daha 19 Temmuz 2016’da FETÖ ile mücadeleye ‘’muhalifleri yok etme girişimlerine dönüşeceği görülmektedir’’ ve ‘’Gelinen noktada tüm muhaliflerin hedef tahtasına konulacağı izlenimi endişe vericidir’’ diyecekti. Daha ilk günden FETÖ ile mücadeleye inanmamakta kararlıydılar.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Taksim’de düzenlediği “Cumhuriyet ve Demokrasi” mitingine katılan Eğitim-İş ‘’Askeri ve sivil darbeye hayır”, “Ne darbe, ne dikta, iktidar halka sloganları atacaktı. Emperyalizm FETÖ eliyle Türkiye’de darbe tezgâhlamıştı ama ne Atatürk’ün kurduğu CHP ne de Atatürkçü olduğunu tüzüğünde yazan Eğitim-İş’in Merkez Yöneticileri bu mitingde Amerikan Emperyalizmine karşı tek söz söyleyemeyecekti.

24 Ağustos 2016 Tarihinde Türk Ordusu IŞİD’i sınırımızdan uzaklaştırmak ve YPG’nin Afrin ve Menbiç’i birleştirip koridor kurmasını engellemek için Fırat Kalkanı Harekâtına başlayacaktı. Eğitim-İş MYK’sı ülkemiz içinde PKK ile yürütülen mücadeleye inanmadığı gibi bu harekâta da inanmıyordu.  Eğitim-İş MYK’sı 24 Ağustos 2016’da ‘’Türkiye Cumhuriyeti emperyalist bir devlet değildir ve olmamalıdır. Yine Türkiye Cumhuriyeti emperyalist devletlerin işbirlikçiliğini yapmamalı, masum ulusların kanlarının akıtılması için piyon rolü üstlenmemelidir. Eğitim-İş hem bir emek örgütü olarak ve hem de ülkesinin bütünlüğünü, bağımsızlığını savunan bir demokratik güç olarak Mehmetçiğin kanının emperyalist amaçlar için akıtılmasına karşıdır.’’ diyerek Fırat Kalkanı Harekâtına karşı çıkacaktı. Ancak Harekât hiç de Eğitim-iş MYK’sının söylediği gibi emperyalizme hizmet etmeyecekti.  Harekât hem emperyalizmin planlarını yerle bir edecek hem de YPG ve IŞİD’li teröristleri temizleyerek sınır güvenliğimizin sağlanmasına katkı sağlayacaktı. Türkiye PKK’nın üzerine yürürken Türkiye’nin emperyalist olduğunu kim söyleyebilirdi?

 

NOT: Ülkemizde birçok noktada aynı anda, terör örgütü PKK’nın başlattığı yangınlarla mücadele ettiğimiz günlerden geçiyoruz. Türkiye’nin, devleti ve milletiyle bu zor günleri de aşacağına inancımız tamdır. Kalbimiz, yangın felaketi ile kadınıyla erkeğiyle genci ve yaşlısıyla mücadele eden milletimizledir.

Hayatını kaybeden vatandaşlarımızın yakınları başta olmak üzere Yüce Türk Milletine Başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimle…

 

 

Uygar SUNAL

Eğitim-İş İzmir 1 Nolu Şube ve Manisa Şube Eski Örgütlenme Sekreteri

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.