DOLAR 8,6790
EURO 10,1809
ALTIN 491,77
BIST 1.392
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 27°C
Çok Bulutlu
Ankara
27°C
Çok Bulutlu
Sal 27°C
Çar 22°C
Per 17°C
Cum 18°C

EĞİTİM-İŞ’TE BÖLÜCÜLÜĞE KARŞI TAVIR – 18

 

“Bunlar halkı aldatıyorlar. Birileri sürekli adalet, barış, özgürlük diyorsa, kulağınızı değil, gözünüzü kullanın.’’  Veli Demir

Eğitim-İş MYK’sı 24 Mayıs 2017 Tarihinde DHKP-C terör örgütü üyeliğinden yargılanan ve bu nedenle ihraç edilen Nuriye ve Semih’e de sahip çıkacaktı. DHKP-C’nin hastalıklı eylem tarzı olarak karşımıza çıkan ölüm oruçlarına Eğitim-İş MYK’sı yaptığı açıklama ile ses olacaktı. ‘’iki eğitimci, kendi bedenleri üzerinde tasarruf sahibidir ve eylemleri de kendi kararlarıdır’’ ifadesi ile Eğitim-İş Merkez Yöneticileri Ölüm Orucu kararını terör örgütü kararı olarak değil, kendi kararları olarak değerlendirecekti. Basın açıklamasında Nazım’ın İnadına Yaşamak şiiri ile ölüm orucunu doğru bulmadığını söylese de Ölüm Orucu emri veren DHKP-C terör örgütünü görmezden gelen açıklama neye hizmet ediyordu? Açıklama sadece Nuriye ve Semih’le de sınırlı kalmayacaktı ‘’iki eğitimciye ve aynı şekilde haksız yere ihraç edilen binlercesine özgürlüklerinin ve mesleklerinin iade edilmesi’’ talep edilecekti.  Bu açıklamaya karşı çıkanlar ise sendikanın sosyal medya gruplarında faşistlikle suçlanacaktı. Oysa asıl faşist ‘’Ölüm Orucu’’ emri veren, bombalar patlatan, Savcı Kirazı Şehit eden Emperyalizmin beslemesi DHKP-C terör örgütüydü.

Eğitim-İş MYK’sının söylemlerindeki sapmayı eylem ile taçlandırma zamanı geldi de geçiyordu. ‘’Teröre Hayır Kardeşliğe Evet’’ mitingine katılımcılar arasında başkanları daha önce akil adam olanlar nedeniyle katılmama kararı aldıklarını dile getirmişlerdi.  Hak-İş, Türk-İş,  Memur-Sen’in terör karşıtlığı samimi bulmadıklarını açıklamışlardı. Aynı yöneticiler HDP’nin katıldığı ve tutuklu FETÖ ve KCK’lılara özgürlük istenen Adalet Yürüyüşüne katılma kararı alınmasında bir beis görmeyecekti.  Ama yürüyüşe Şehit Öğretmen Şenay Aybüke Yalçın’ın fotoğrafıyla katılmalarını samimi görmemizi bekleyeceklerdi. FETÖ’den, KCK’dan tutuklananların salıverilmesinin istendiği; Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan, Mehmet Altan burada diye yoklama çekilen yürüyüşte Eğitim-İş de yer alacaktı. İnternet sitesine ne Cumhuriyet Mitinglerinin ne Silivri Eylemlerinin fotoğraflarını koymayan Eğitim-İş Yöneticileri, Adalet Yürüyüşü Fotoğraflarını ‘’gururla’’ koyacaktı.

 Silivri Eylemi ve Adalet Yürüyüşü yan yana koyulabilir miydi?

Hem Yurtseverlere özgürlük diyerek barikatları yıkıp hem de yurtseverlere kumpas kuranlara, kumpasa ‘’Türkiye Demokratikleşiyor’’ ‘’Türkiye Sivilleşiyor’’ diye köşelerinde sevinç çığlıkları atanlara,  Ergenekon Kumpasında ‘’Savcı Doksana Çaktı’’ manşeti atanlara, düzmece delil üretenlere özgürlük istenebilir miydi? Bir yönetici ya yurtseverlerin yanındadır ya da karşısında. Ancak dönemin Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Başkanı Sayın Kütük,  (Hepimizin Sendikası Grubu Sözcüsü Sayın Ayla Erdem’in ısrarı ile de olsa) hem Silivri Eyleminde Yurtseverlere Özgürlük diye otobüs üzerinden konuşma yapacaktı hem yurtseverleri içeri atanlara ve müebbet hapis cezası almalarına zil takıp oynayan Nazlı Ilıcak ve Altan kardeşlere özgürlük adalet diye yürüyecekti. Bu ideolojik sapma değil de neydi ? Bu tutarsızlık değil de neydi ? KESK Silivri Eylemleri’nde yoktu ancak Adalet Yürüyüşünde vardı. KESK’in çizgisinde değişen bir şey yoktu emperyalist merkezlerce fonlanmanın ve aldığı eğitimlerin gereğini yerine getiriyordu. Peki Eğitim-İş Myk’sı HAK HUKUK ADALET’i kim için istiyordu? Kumpas kurulanlar için mi, kumpas kuranlar için mi? Adalet kumpas kuranların, tetikçilik yapanların yargılanması değil miydi ? Taraf ve Zaman’ın gazete olduğuna Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan ve Ahmet Altan’ın gazeteci olduğuna Eğitim-İş Merkez Yöneticileri inanıyor muydu ?  CHP milletvekilleri bile Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan, Mehmet Altan’ın adının okunarak burada denildiği Adalet Yürüyüşüne karşı açıklama yaparken Eğitim-İş Merkez Yöneticileri yürüyüş kortejinden gülümseyen fotoğraflar vermeye devam edeceklerdi.

Sendikal bağımsızlık ise artık konuşulmayacak konuma gelmişti. Diyarbakır Analarına bir partinin eylemi diye iftira atanlar, CHP’nin resmi eylemine katılım kararı aldıklarını unutmuşlar mıydı? Eğitim-İş Yönetimi yürüttüğümüz mücadeleyi artık Adalet, emek, özgürlük, demokrasi, barış mücadelesi olarak tarif ediyordu. Vatan Emek Cumhuriyet mücadelesi diye üye olmuştuk ama artık Vatan Emek Cumhuriyet mücadelesi adı anılmıyordu. 16.06.2017 tarihli Eğitim-İş’in Adalet Yürüyüşüne Katıldık haberi fotoğraflarında Eğitim-İş Eski Genel Başkanı Veli Demir’i de görecektik. Bu fotoğraf  29 Ekim 2012 Tarihinde Sayın Veli Demir’in  şu sözünü akla getiriyordu ‘’ Bunlar halkı aldatıyorlar. Birileri sürekli adalet, barış, özgürlük diyorsa, kulağınızı değil, gözünüzü kullanın’’.  Bizde gözlerimizi kullanıyorduk ve maalesef bu fotoğrafları görüyorduk.

 

   Adalet Yürüyüşünde Eğitim-İş                Adalet Yürüyüşünde KESK  ve Eğitim-İş

 

 Adalet Yürüyüşünde HDP

 

Eğitim-iş 5. Olağan Genel Kurul ve sonrasına yarınki yazımda değineceğim.

 

  • 24 Mayıs, 2017 EN BÜYÜK AÇLIĞIMIZ ADALETEDİR!
  • 16 Haziran, 2017 ADALET YÜRÜYÜŞÜNE KATILDIK
  • 29 Ekim, 2012 CUMHURİYET SEVDASI SINIR TANIMADI

 

Uygar SUNAL

Eğitim-İş İzmir 1 Nolu Şube ve Manisa Şube Eski Örgütlenme Sekreteri

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.