BAĞIMSIZ SENDİKACILIK İÇİN TOPLU SÖZLEŞME İKRAMİYESİ KALKMALI
2010 yılı referandumuyla kamu emekçilerine toplu sözleşme ile birlikte sözde hak olarak “toplu sözleşme ikramiyesi” verildi. Toplu Sözleşme İkramiyesi yılda dört kez ödeniyor ve pratikte sendika aidatının iadesinden başka anlam taşımıyor. Yani aslında sendikaların maliyesini üyeler değil, devlet belirliyor. Sendikalar, devletin yani politik toplumun dışındaki demokratik baskı araçlarından biridir. Bu nedenle ideolojik, politik, malî bağımsızlık olmazsa olmazdır. Eğri oturup doğru konuşalım, mevcut durumda devlet üye aidatı ödemese hangi sendika birkaç ay ayakta kalabilir, üyesine dayanabilir? Buna cevabımız yoksa hangi sendika ciddî bir eylem ortaya koyabilir? Sendikalar üye tabanından kopuktur.
Sendikalı olmak bir haktır. Sendika üyesi olan tıpkı bir derneğe olduğu gibi üye aidatını kendisi ödemelidir. Bu koşullarda emekçi kitleye dayanan sendika, sendikal mücadele öne çıkar. Maalesef, mevcut durumda kamu emekçi sendikaları üyeler üç ayda bir sendika kesintisi kendilerine iade edildiği için emekçi tabandan kopuktur. Sendika harcamalarının hesabı sorulmuyor. Profesyonel yöneticilik olmazsa olmaz hâline geliyor. Emekçi kitle ile sendika arasındaki bağın zayıflamasının birincil nedeni kamu emekçi kitlesinin henüz büyük bir mutlak yoksullaşma yaşamamış olmasıdır. Bugün iş yerindeki üyeler hangi sendikada olduğunu bilmemekte, sendika kesintisi yapılıp yapılmadığını dahi bilmemektedir. Bunun üstüne toplu sözleşme ikramiyesi adı altında üyelere aidatın iade edilmesi sendikaların bağımsızlığını örselemekte, sendika içi demokrasiyi ortadan kaldırmaktadır.
Sendikal bağımsızlık ve sendika içi demokrasi için toplu sözleşme ikramiyesi uygulaması kalkmalı, toplu sözleşme hükümlerinden kimlerin yararlanacağı yeniden düzenlenmelidir. Bu çağrıyı yapabilen sendika veya konfederasyon yönetimi var mı?
ZAFER İNCEBACAK
Eğitimci Yazar
