DOLAR 7,4344
EURO 8,9872
ALTIN 412,79
BIST 1.471
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 12°C
Az Bulutlu
Ankara
12°C
Az Bulutlu
Cts 14°C
Paz 10°C
Pts 5°C
Sal 4°C

MEB’İN NOT ISRARINA KARŞI DOĞRU TAVIR NE OLMALI

Eğitimci Yazar Zafer İncebacak’ın kaleme aldığı “ÖĞRETİM TEKNİKERİ DEĞİL, EĞİTİMCİYİZ!” başlıklı yazı kamuoyunda yankı buldu.
Zafer İncebacak yazısında özetle uzaktan eğitimde tüm öğrencilerin katılımının sağlanamadığını ve anayasal bir hak olan eğitim güvencesinin oluşmadığını belirterek “Siz erişim sağlayamayan yüz binlerce öğrenciye hangi notu neye göre vereceksiniz?” sorusunu sormuştu.
MEB’in temel eğitimde not ısrarı üzerine başlayan tartışma derinlik kazanarak devam etmektedir.

Vatan Emek Cumhuriyet ailesi olarak bu tartışmayı önemsiyor katkı ve eleştirilerini sunan arkadaşlara teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Eğitimci Uygar Sunal arkadaşımızın kaleme aldığı yazı şu şekilde:


Ölçme Olmadan Değerlendirme Olmaz

Eğitim-Öğretim yarı yılı bu hafta tamamlanıyor. Eğitim-Öğretim yılı başında Covid-19 Salgını kısmen kontrol altına alınmıştı. Vaka sayılarında düşüşler söz konusuydu. Bu nedenle 1. yarıyıl başında okul öncesi eğitim başta olmak üzere yüz yüze eğitime kademeli olarak geçilmeye başlanmıştı. Aralık ayında sınav takvimi açıklandı. Ancak sonrasında yükselen vaka artışı ile birlikte tedbirler sıkılaştırıldı ve sınavlar iptal edildi. Yüz yüze eğitime son verildi. O günlerden bugüne kadar ne Meb ne eğitim sendikaları ölçme için bir çözüm önerisi sunmadı. Ölçme nasıl yapılırın yanıtı bulunmadan bugün değerlendirme konusunda sendikalardan açıklamalar geliyor. “Değerlendirme yapılmasın” ve “Herkes 100 tam puan ile değerlendirilsin” çözümleri en çok savunulan çözüm seçenekleri olarak karşımıza çıkıyor. Bu konuyla ilgili Zafer İncebacak Öğretmenimiz bir yazı kaleme almış. Salgın sürecinde öğrenci ve velilerin durumunu değerlendiren, eğitimde ölçme ve değerlendirmenin amacını ortaya koyan önemli bir yazı. Ancak yazının kendi içinde çeliştiği bir nokta var. “Not bir silâh değildir, değerlendirmedir. Ölçme olmadan değerlendirme olmaz.” diyen Zafer öğretmenimiz 100 tam puan verilmesini savunuluyor. 100 tam puan bir değerlendirme değil midir? Yoksa 100 tam puan bir bayram şekeri midir? Ölçme olmadığı ortadayken bir değerlendirme ölçütü olan 100 tam puanın verilmesinin savunması bir çelişkidir. Herkese 100 verilmesi zaten notu değerlendirme olmaktan çıkarıyorsa hiç not vermemek daha doğru değil midir?

Notu öğrencileri mutlu edecek bir bayram şekeri konumuna koymak gelecek için nasıl sorunları beraberinde getirir.

Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmadığı durumlarda, eğitimin aksadığı ve ölçmenin sağlıklı yapılmadığı durumlarda, kendi eksiklerimizin üstünü kapatmak için çocuklara birer 100 mü vereceğiz? Ne yazık ki ilköğretimde “sürekli devamsız öğrenci” diye bir gerçek var. Öğrencinin devamının sağlanmamasının sorumluluğu ailede, eğitimcilerde, Meb’te, siyasi iktidarda değil mi? Salgın geçtiğinde de yine sürekli devamsız öğrenciler olacak, 100 verme uygulamasını onlarda da devam edecek miyiz? Bu öğrencinin devamsızlığını desteklemez mi? Yakınlarını ailesini kaybeden öğrencilere 100 mü veriyoruz? Ya da ağır hastalığı nedeniyle okula devam edemeyen öğrencilere 100 mü veriyoruz? Hayır vermiyoruz. Öğrenciyi cezalandırmak için mi bunu yapıyoruz? Hayır. Öğrencinin ‘‘0’’ alması bir ceza değildir. Öğrencilerin ‘’100’’ alması da ödül değildir. Not, ölçmenin sonucudur. Notlar; adil bir ölçme söz konusu değilse cezaya ve ödüle dönüşür. Ölçme yoksa adil bir değerlendirme de olmayacaktır. 100 vermek sorunları çözmeyecektir.

İlk yarıyıl da değerlendirme yapılmamasının telafisi yapılabilir ancak herkese 100 verilmesinin telafisi olmaz.

Herkese 100 verilmesi 2. Dönem derse katılımları düşürecektir. Evet eğitim nota indirgenemez ancak maddi manevi her türlü koşulu zorlayarak haftada 30 saat ekran başında canlı derslere devam eden öğrencinin ve o öğrencinin velisinin motivasyonunu kıracaktır. Emeğinin yok sayıldığı resmi belge halinde önüne koyulacaktır. Eğitim öğretime devamın ciddiyeti de yaralayacaktır. Derslerine devam eden öğrenci, uzun vadede, zor koşullarda bile disiplinli çalışmasının karşılığını alacaktır elbet ancak bugün emeği değersizleşecektir. Fiziki şartları sağlanamadığı için canlı derslerden yararlanamayan öğrencilerin mağduriyeti ise 100 verilerek giderilemez. Hatta daha da mağdur edebilir. Bu öğrencilerin mağduriyeti ancak eğitim hakkından yararlanmaları sağlandığında giderilebilir.

Ölçme- değerlendirme eğitimin bir parçasıdır. Geri dönüt sağlanmadan eğitim-öğretim eksik kalır. Ancak değerlendirmeyi yapmış olmak için de yapamayız. İlk yarı yılda planlanmadığı için yapılamayan ölçme ikinci yarıyıl telafi edilebilir.

Belirtmek gerekir, her iki çözümde çözümsüzlükten iyidir.

Bugün değerlendirme konusundaki kafa karışıklığı okul okul ayrı uygulamalara dönüşmüş durumdadır. Bu açıdan bakıldığında sendikaların dile getirdiği her iki çözüm seçeneği de çözümsüzlükten daha iyi olduğunu belirmek gerekir. Kimi okullar herkese 100 notu verirken, kimi okullar 80’nin veya 45 altında not verilmemesi kararı uygulamaktadır. Değerlendirme konusu bir kaosa dönüşmüştür. Milli Eğitim Bakanlığı biran önce bu kaosa bir son vermelidir. Ölçmenin olmadığı bu koşullarda değerlendirme konusundaki ısrarından vazgeçmelidir. Ayrıca MEB 2. Yarıyılda aynı sorunun yaşanmaması için bir an önce her türlü koşul için 2. yarıyılda ölçmenin nasıl yapılabileceği sorusuna yanıtını bulmalı ve planlamasını yapmalıdır.

  1. Yarıyıl da ne yapmalıyız konusunda bir öneri;

. Yüz yüze eğitim olmadan ölçme nasıl yapılır? Önerim*:

  • Mart ve Mayıs ayları başında 2 performans görevi verilmeli. (1. Performans görevi ilk yarı yılın kazanımları ölçmek için olmalı.)
  • Performans görevinde ölçülecek kazanımlar bilgi düzeyine yönelik olmalı.
  • Öğrencilere 1’er aylık teslim süreleri tanınmalı. Ödev tesliminin uzun tutulma nedeni öğrencinin görevinden haberdar edilmesi ve performans görevini okula ulaştırmak olduğu unutulmamalı. Öğrencinin görevinden haberdar edilmesinde her türlü iletişim yönteminden yararlanılmalı, öğrenciye performans görevini teslim etmesi için farklı seçenekler sunulmalı. (Mail, posta ya da okullara elden teslim gibi.)
  • Meb kitapları ve Eba TV ölçmenin ana kaynakları olmalı çünkü öğrencilerin Eba TV’yi izleyememe gibi bir kısıtlılığı canlı derse göre çok düşük. Kitaplar ise öğrencilere büyük ölçüde dağıtıldı. (Bu konudaki eksiklikleri gidermek tablet ve internet alt yapısına göre maddi ve teknik olarak daha kolay)

Ancak o zaman bir ölçmeden ve dolayısıyla değerlendirmeden bahsedilebilir. Farklı öneriler, çözüm yolları üretilmeli önce ölçme konusu çözülmeli ki sağlıklı bir değerlendirme yapabilelim.

Geçtiğimiz dönem için ise ölçmenin olmadığı yerde değerlendirme yapılmamalıdır. Uzun lafın kısası 1. dönem tüm büyükler sınıfta kaldık, 2. dönem için şimdiden çalışmaya başlamalıyız.

UYGAR SUNAL

* Zafer İncebacak , https://vatanemekcumhuriyet.com/ogretim-teknikeri-degil-egitimciyiz/

** Öneri, Mehmet Alperdem adlı öğretmen arkadaşımızın bireysel uygulamasından örnek alınmıştır

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.