ÜRETİCİ DE TÜKETİCİ DE MEMNUN DEĞİL
Türkiye’de hayat pahalılığı artıyor, bireylerin alım gücü düşüyor. Özellikle gıda fiyatları yükseliyor. Halk(tüketici olarak) hâlinden hoşnut değil. Çiftçiler de ürettikleri ürünün ellerinde kalmasından, zarar etmekten şikâyetçi. Emekçiler olarak gıda enflasyonundan rahatsızız, çiftçiler de üretememekten, ürettiğinin karşılığını alamamaktan rahatsız. Öyleyse sorun sistemsel ve emekçi kitle ile çiftçilerin, diğer üreticilerin ortak mücadelesi ile sorun çözülebilir.
Türkiye önce bir karar almalı ve Türkiye’de yetişebilen hiçbir tarımsal ürün dışardan ithal edilmemeli. Bununla birlikte merkezî planlama yapılmalı. Türkiye’nin hangi ürüne ne kadar ihtiyacı olduğu saptanmalı, hangi ürün hangi bölgede yetiştirilecekse teşvikler o planlamaya uygun olarak miktar başına göre verilmelidir. Devlet çiftçiye alım güvencesi sunarak üretime yönlendirmelidir. Çiftçiye mazot, tohum, ilaç, kredi desteği sağlanarak üretim artışı sağlanmalıdır. Türkiye enflasyonu para politikasıyla değil, üretime yönelik hamlelerle düşürür. Ürün arttığı oranda enflasyon düşer. Bu durum emekçilerin de enflasyona ezilmesini önler. İşte bu gerçeklik emekçilerle çiftçilerin sorunlarının ortak bir program temelinde çözülebileceğini gösteriyor.
Mevcut sistem içinde emekçilerin ücret zammı talebi sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. Salt ücret artışı ile enflasyona karşı mücadele edilmez. Emekçiler olarak taleplerimizi diğer üretici kesimlerle ortaklaştırarak, ortak bir program temelinde mücadele yürütmeli, demokratik baskı ile kaynakların gösterişe, ranta, vurguna değil; üretime aktarılması sağlanmalıdır.
ZAFER İNCEBACAK
Eğitimci Yazar
